"Bil, ey gafil, müşevveş Said! Cenâb-ı Hakkın nur-u marifetine yetişmek,.." Buradaki "müşevveş" tabirinin konu bütünlüğü noktasında manasını izah eder misiniz?


"Bil, ey gafil, müşevveş Said! Cenâb-ı Hakkın nur-u marifetine yetişmek ve bakmak ve âyât ve şahitlerin aynalarında cilvelerini görmek ve berâhin ve deliller mesâmâtıyla temâşâ etmek iktiza ediyor ki, senin üstünden geçen, kalbine gelen ve aklına görünen her bir nuru tenkit parmaklarıyla yoklama ve tereddüt eliyle tenkit etme. Sana ışıklanan bir nuru tutmak için elini uzatma. Belki gaflet esbabından tecerrüd et, onlara müteveccih ol, dur."(1)

Ayetin rehberliği karşısında bütün akıllar ne kadar dahi ve parlak da olsa müşevveştir ve hakkı bulmaya salt olarak güç yetiremezler. Yani akıl ayete bütün noktalarda muhtaç ve onun nuruna vabestedir ve ondan asla müstağni kalamaz. Üstad Hazretleri bu inceliğe işaret etmek için böyle bir tabir kullanıyor.

Diğer bir mana olarak, tevhide getirilen farklı aksamdaki delilleri sadece akıl ve mantık mizanı ile tartmaya kalkıp latif ve nurani olan  ruhi, vicdani, kalbi delilleri görmezden gelmek ya da kesif hükmünde olan akıl ile avlamaya çalışmak müşevveşiyettir ki, Üstad Hazretleri bu latif ölçüyü kendi üzerinden bize ders veriyor diyebiliriz.

(1) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a, Onuncu Nota.