"Kendini nur-u Kur’ân’dan evvel asr-ı cahiliyette, sahrâ-yı bedeviyette farz et ki, her şey zulmet-i cehil ve gaflet altında,.." Cahiliye döneminde putperestliğin yanı sıra bir yaratıcı olduğuna inanılmıyor muydu?


"Müşriklerin Allah inancı, putperestlik perdesi arkasında zayıf ve köksüz bir inançtı; tıpkı Aristo’nun Allah’ı  ilk sebep olarak kabul edip sonra kainatın tedbir ve terbiyesini on akla ya da sebeplere vermesi gibi bir şey. Yani felsefenin ya da pagan kültürlerinin etkisiz ve yetkisiz bir İlah tasavvuru bulunuyor. Haliyle bu tarz inançların,  ayetlerin ifade ettiği tahkiki imanın yanında esamesi bile okunmaz.

Hem şirk, Allah’a olan teveccühün önünde kesif ve kara bir perde gibidir. Müşriklerin bu şirk perdesi arkasında duran Allah’a safi ve gönülden inanması ve ona göre yaşaması pek mümkün değildir. Yani müşrikler, Allah’ın adına iman ediyorlardı, kendine değil.

Kur’an, bu kesif ve kara perdeleri ayetler şahapları ile delik deşik edip, insanlara hakiki Allah inancını tanıtmış ve  tattırmıştır.

Taklidi iman sahipleri bile Allah’tan ve Onun rububiyetinden gafil iken, müşriklerin Allah’ı ve Onun uluhiyetini şirk karanlığı içinde hissetmeleri ya da görmeleri pek mümkün ve sahici gözükmüyor.