"Sâni-i Zülcelâlinin, nur olan bütün sıfâtıyla ve nuranî olan bütün esmâsıyla,.." Buradaki "nur" ve "nurani" tabirlerinin "esma" ve "sıfata" tatbikini izah eder misiniz?


Nur menba ve medar iken, yani bir şeyin kaynağı ve aslı iken, nurani ise nurdan çıkan ve onun ile kaim olan, yani asıldan ve kaynaktan nebaen eden şey demektir. Malum Allah’ın yedi sabit sıfatı fiili isimlerin yani esmanın menba ve mederlarıdırlar. Allah’ın bütün isimleri bu yedi sıfattan neşet ediyorlar. Bu yüzden sıfatlara "nur" bu sıfatlardan çıkan isimlere de "nurani" deniliyor.

Üstad Hazretleri esma-i hüsnanın dolayısı ile ona müstenit olan fiil ve icraatların nihayetsiz olduğunu ve bunların menşelerinin ne olduğuna şu şekilde işaret ediyor:

"Sual: Bu fiili isimlerinin kesretle tenevvüü neden meydana geliyor?"

"Cevap: Kudret-i ezeliyenin, kainattaki mevcudatın nevilerine, fertlerine olan nispet ve taallukundan husule gelir. Bu itibarla,  بِسْمِ اللهِ kudret-i Ezeliyenin taallûk ve tesirini celb eder. Ve o taallûk, abdin kesbine ve işine yardım edici bir ruh gibi olur. Öyleyse, hiç kimse, hiçbir işini besmelesiz bırakmasın!"(1)

Bu fiili sıfatların miktarı ve sınırı yoktur. Bu fiili sıfatların çokluğu Allah’ın kudret sıfatının muhtelif mevcudattaki muhtelif tecelliyatından ibarettir.

Mesela; Allah’ın kudret sıfatı bir çekirdeğin açılmasında tecelli ederken Fettâh nâmını alıyor, bir canlının ölümünde Memât ismini alıyor, bir hayat bahşederken Muhyî ismini alıyor, canlılara rızık verirken Rezzâk nâmını alıyor ve hâkeza...

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Fatiha Sûresi Tefsiri.