"Her bir lezzetli şeyin cennette bulunduğunu; 'Cennet tenasül yeri olmadığından, evlat muhabbeti ve okşaması olmadığını' diyenlerin hükümleri hakikat olmadığını,.." Devamıyla izah eder misiniz?


"Müminlerin kablelbülûğ vefat eden evlatları, cennette ebedî, sevimli, cennete layık bir surette, daimî çocuk kalacaklarını ve cennete giden peder ve validelerinin kucaklarında ebedî medar-ı sürurları olacaklarını ve çocuk sevmek ve evlat okşamak gibi en latif bir zevki, ebeveynine temine medar olacaklarını ve her bir lezzetli şeyin cennette bulunduğunu; 'Cennet tenasül yeri olmadığından, evlât muhabbeti ve okşaması olmadığını' diyenlerin hükümleri hakikat olmadığını; hem dünyada on senelik kısa bir zamanda teellümatla karışık evlat sevmesine ve okşamasına bedel, sâfi, elemsiz, milyonlar sene ebedî evlat sevmesini ve okşamasını kazanmak, ehl-i imanın en büyük bir medar-ı saadeti olduğunu, şu ayet-i kerime,  وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ cümlesiyle işaret ediyor ve müjde veriyor."(1)

Bir mümin Allah namına anne ve babasını ya da çocuğunu severse, Allah bu meşru ve güzel sevginin meyvesini ahirette ebedî bir aile şeklinde ihsan ve ikram edecek. Dünyadaki bu güzel aile hayatının ahirette ebedî ve daha mükemmel bir şekilde devam edeceğini ayet müjdeliyor.

İnsanın mesuliyet yaşı on beştir. On beş yaşından önce ölen çocukların hepsi ehl-i cennettir. Anne ve babasının dini ve inancı ne olursa olsun fark etmez. Bu çocuklar cennette yine anne ve babalarının çocukları olacaklardır. Şayet anne ve babası cennet ehli değilse, diğer cennet ehlinin sevimli ve nazlı çocukları olacaklar.

Eski müfessirlerin ifadesi olan "cennette çoğalma olmayacağı için çocuk da olmayacak" fikrini Üstad Hazretleri kabul etmeyip, cennette de çocuk sevgisinin ve lezzetinin bulunacağını ve bununda bu suretle temin edileceğine işaret ediyor.

Ezcümle, cennette evlat ve evladı sevme lezzeti ebedî bir şekilde olacaktır. Evladın doğum ile gelmesi dünyaya has bir âdetullahtır; bu âdetin ahirette de cari olması gerekmiyor. Allah dilerse doğum olmadan da evlat nasip edebilir.

1) bk. Mektubat, On Yedinci Mektup.