"Şimdi, şu tahkikattan sonra şüphem kalmadı ve tasdik ettim ki, Kur’ân’da, sair hakaikle beraber, medeniyet-i hazıranın harikalarına ve belki daha ilerisine işaret ve remiz vardır. Dünyevî ve uhrevî saadet-i beşere lâzım olan her şey, değeri nisbetinde içinde bulunur. Fakat niçin Kur’ân onları sarahatle zikretmiyor, tâ muannit kâfirler dahi tasdike mecbur olsunlar, kalbimiz de rahat olsun?" sorusunu izah eder misiniz?


Günümüzün önemli keşifleri olan elektrik, telefon, uçak, araba, tren gibi nimetlere, Kur’an neden herkesin kabul edeceği bir açıklıkta ve netlikte değil de üstü kapalı ve işaret şeklinde bahsetmiştir. Kur’an bu nimetleri açık ve net bir dil ile izah etmiş olsaydı, kâfirler de Kur’an’a iman etmek zorunda kalırlardı.

Halbuki Kur’an bu nimetleri ancak iman ve hidayet gözlüğü ile bakıldığında görülecek bir kıvamda zikretmiştir. "Bunun sebep ve hikmeti nedir?" diye sual ediliyor ve Üstad Hazretleri de Kur’an’ın bu tarz da zikretmesinin hikmetini izah ediyor.

Kur’an’nın maksadı, Allah’ın varlığını ve birliğini ve isimlerin kâinat üstünde tecellilerini insanlara talim edip ispat etmek ve ondan sonrada insanları ibadete davet etmektir. Bu maksadını tahakkuk ettirmek için de kâinattan bir takım deliller serdediyor.

Bu delilleri takdim ederken de her kesim insanın anlayacağı bir sadelik ve basitlikte, umumi ve anlaşılır şeyleri öne sürüyor. Yoksa gizli ve anlaşılması zor fenni şeylerden bahsetse maksat ikinci plana, maksada işaret etmek için getirilen deliller ise birinci plana geçerdi ki bu irşat ve hitabet ilmine zıt bir durum olurdu; Kur’an ise bundan beri ve mukaddestir.

Eski zamandaki insanların, Kur’an’ın, işaret ile gelecekteki insanlara ifade ettiği teknolojik gelişmeleri anlaması mümkün değildir. Çünkü zamanın ruhu ve ilcaatı buna müsaade etmez, hem de adetullah kanununa aykırı olur.  Onlar ancak Kur’an’ın diğer zahiri ve o döneme uygun manaları anlarlar istifade ederler.

Malum ayetlerin zahiri, batini, remzi ve işari olmak üzere çok manaları bulunuyor ki bunların bir kısmı dönemseldir ve ancak dönemin ruhu ile anlaşılır.

Eski zamandaki insanların, bu zamana hitap eden işari manaları görememeleri bir noksanlık ya da kemalsizlik de değildir.

Kur’an, her döneme ve her insan tabakasına hitap edebilmek için, teknolojik gelişmelere remzi ve irşarı değinmiştir. Şayet Kur’an uçak ve trenden sarih bir şekilde bahsetmiş olsa idi, eski dönem insanları bunu anlamakta güçlük çekecek, belki de inkara gideceklerdi. Bu yüzden Kur’an teknolojik gelişmelere açık bir dil ile değil kapalı bir dil ile işaret etmiştir.