"Şu mevcudat-ı bahariye ve dünyeviyede kısa bir hayat geçirdikten sonra, onların Sâni-i Hakîmi, âlem-i bekaya ait gayelerini o âleme kaydetmekle beraber, âlem-i ebedîde, sermedî manzaralarda onların etvâr-ı hayatlarında gördükleri vezâif-i hayatiyeyi ve mu’cizât-ı Sübhâniyeyi menâzır-ı sermediyede kaydetmek, mukteza-yı ism-i Hakîm ve Rahîm ve Vedûddur." İzah eder misiniz?


Dünya sahnesinde sahnelenen eşya, ahiret âleminde de bir müze bir hatıra mekanı, bir nostalji merkezi türünden yine varlıklarını devam ettirecekler. İnsanlar içinde Topkapı Sarayı mücessem bir tarih olması noktasından nasıl bir ilgi odağı ise dünya ve içinde yaşanmış hadiseler de cennet ve ahirette bir müze şeklinde sergilenerek, cennet ehlinin ilgi odağı olacaktır. Allah’ın hikmet ve rahmeti bu güzellikten insanları mahrum etmez.

Hz. Peygamber Efendimiz (asm)'in hayat hikâyesi, herhalde o müzenin en kıymetli ve revaçlı bir sergisi olacaktır. Cennette insanlar akın akın bu sergiyi ziyaret edecektir. Ayenen insanların Topkapı'da Hırka-ı Şerif'i akın akın ziyaret etmeleri gibi.

Allah, dünyada sergilemiş olduğu eşyayı yokluk ve hiçlik çöplüğüne atmaz ve atmıyor. Üstelik bu eşya Allah’ın isim ve sıfatlarının tezahür ve tebarüz etmesinde, yani bu isimlerin tanıtılıp sevdirilmesinde büyük bir rol almışlar ise, bunların zayi edilip yokluğa atılması asla ve kata mümkün değildir. Hâşâ Allah, isim ve sıfatlarına hizmet etmiş bu eşyaya vefasız davranmaz...