"Ve Ramazan-ı Şerifteki hakikat-i leyle-i Kadir gibi, kudsî ve ulvî hakikatleri, yüz bin elle aramaktır." izah eder misiniz?


"İkinci neticesi: Risale-i Nur dairesinde, ihtiyarımız olmadan, haberimiz yokken takarrur ve tahakkuk eden şirket-i maneviye-i uhreviye cihetiyle, her bir hakikî sadık şakirdi binler dillerle, kalblerle dua etmek, istiğfar etmek, ibadet etmek ve bazı melâike gibi kırk bin lisanla tesbih etmektir. Ve Ramazan-ı Şerifteki hakikat-i leyle-i Kadir gibi, kudsî ve ulvî hakikatleri, yüz bin elle aramaktır."(1)

Şirket-i maneviye tabi olan her bir Nur talebesinin yapmış olduğu zikir, ibadet, istiğfar gibi manevi kazanımlar, bu şirkete tabi olan diğer Nur talebelerinin ortak bir değeri, ortak bir ameli gibidir. Bu şirkette biriken dua ve sevaplar bölünmeden, parçalanmadan her bir Nur talebesine dağılıyor.

Risale-i Nur dairesinde hizmet eden iman hadimleri, manevi büyük bir şirketin sigortalı işçileri gibidir. Her bir iman işçisi nasıl kalemi ile Risale-i Nurları çoğaltarak şirkete manevi bir gelir, yani sevap kazandırıyor ise; aynı işçi lisani duası ile diğer kendi gibi iman işçilerin gıyabında istiğfar ve tövbe ederek, onların imanla kabre girmesine hizmet ediyor, onlara manevi bir imdat veriyor.

Mesela, bir mahalle sakini valiliğe bir mesele için şahsi olarak müracaat etse şahsı kadar valiliği etkiler. Ama mahalle sakinlerinin hepsinin imzasını alıp kolektif bir şekilde müracaat etse, valilik bu müracaata lakayt kalamaz.

Tabiri caiz ise; milyonlarca Nur talebesinin kolektif bir dua ile Kadir Gecesi'ni ihya etmesi ve bu duayı Mucib-i Daavat olan Allah’ın geri çevirmemesi rahmetinin şanındandır.

Özetle, mübarek geceleri cemaat şuuru ve şirket-i manevi sırrı ile ihya edersek, bu gecelerde ihsan edilen manevi kazançlara erişiriz.

"Yüz bin el" ifadesi, cemaate ve şirket-i maneviyeye işaret ediyor. 

(1) bk. Kastamonu Lahikası, 168. Mektup.