"Bütün kâinatın Rabbi ismiyle, bütün mevcudatın Hâlıkı ünvanıyla Cenâb-ı Hakk'ın sohbetine ve münâcâtına müşerrefiyettir." Buradaki "münacatına müşerrefiyeti" açar mısınız?


Sohbet ile münacat birbirini havi kavramlardır. Yani insan sohbet ederken de dua edebilir ya da dua da bir cihetle sohbettir. Hazreti Peygamber Efendimiz (asm) miraçta Allah’a hem münacat edip dua etmiş hem de kudsi bir sohbette bulunmuştur, demekte bir terslik bir sıkıntı görülmüyor.

Zaten insanın en mühim ibadeti dua ve münacattır. Bu yüzden ayette,

"Eğer duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var?.."(Furkan, 25/77)

denilmiştir. Miraç, Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının en azam manası ile temsil edildiği bir görüşme ve makamdır. Yani Hazreti Peygamber Efendimiz (asm)'in mi'raçtaki sohbeti, sadece bütün kâinatın Rabbi ismiyle, bütün mevcudatın Halikı unvanıyla değil, bütün isim ve sıfatların unvanı ile yapılmış bir görüşmedir.

"Münacatına müşerrefiyet" tabirinin diğer bir manası da Allah’ın en güzel münacatı vesilesiz bir şekilde miraçta Hazreti Peygambere hediye etmesidir ki bu münacat Bakara suresinin son ayetleridir; yani "Âmene'r-Resulu..." ayetleridir.