Hadis-i şerifleri inkâr edenlere, Risale-i Nur'dan cevap var mıdır?


Bu sorunun cevabını Risale-i Nur'un her yerinde açıkça veya zımnen veya işareten görmek mümkündür.

Hadisler konusunda tereddüdü olanların öncelikle iman hakikatlerini ve islamiyet esaslarını tahkiki bir surette okumasını ve benimsemesini tavsiye ederiz.

Peygamber Efendimiz (asv)'in hayatına uymak her Müslümanın görevidir. Buna göre, Peygamber Efendimiz (asv)'e uymak demek, onun hayatını bilmek demektir. Bu da ona ait sahih sünnetin doğru olduğunun delilidir.

Bunun gibi onlarca hatta yüzlerce delil bulunabilir.

Özellikle On Dokuzuncu Mektup'ta bu bu konuda çok önemli delilleri görmek mümkündür.

Ancak, hadislerin sahih olduğunu ve buna inanmanın gerektiğini çok kısa ve net bir şekilde özetleyen bir açıklama şöyledir:

Hem Sahabeler, Kur’ân’ın ve âyetlerin hıfzından sonra, en ziyade Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın ef’al ve akvâlinin muhafazasına, bahusus ahkâma ve mu’cizâta dair ahvâline bütün kuvvetleriyle çalıştıklarını ve sıhhatlerine pek çok dikkat ettiklerini, tarih ve siyer şehadet ediyor. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma ait en küçük bir hareketi, bir sîreti, bir hali ihmal etmemişler. Ve etmediklerini ve kaydettiklerini, kütüb-ü ehâdisiye şehadet ediyor."

"Hem Asr-ı Saadette, mu’cizâtı ve medar-ı ahkâm ehâdisi, kitabetle çoklar kaydedip yazdılar. Hususan Abâdile-i Seb’a kitabetle kaydettiler. Hususan, Tercümanü’l-Kur’ân olan Abdullah ibni Abbas ve Abdullah ibni Amr ibni’l-Âs, bahusus otuz kırk sene sonra Tâbiînin binler muhakkikleri, ehâdisi ve mu’cizâtı yazıyla kaydettiler."

"Daha ondan sonra, başta dört imam-ı müçtehid ve binler muhakkik muhaddisler naklettiler, yazıyla muhafaza ettiler."

"Daha Hicretten iki yüz sene sonra, başta Buharî, Müslim, Kütüb-ü Sitte-i makbule vazife-i hıfzı omuzlarına aldılar. İbni Cevzî gibi şiddetli binler münekkitler çıkıp, bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfzsız veya nâdanların karıştırdıkları mevzu ehâdisi tefrik ettiler, gösterdiler."

"Sonra, ehl-i keşfin tasdikiyle, yetmiş defa Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm temessül edip yakaza halinde onun sohbetiyle müşerref olan Celâleddin Süyutî gibi allâmeler ve muhakkikler, ehâdis-i sahihanın elmaslarını, sair sözlerden ve mevzuattan tefrik ettiler. İşte, bahsedeceğimiz hâdiseler, mu’cizeler, böyle elden ele kuvvetli, emin, müteaddit ve çok, belki hadsiz ellerden sağlam olarak bize gelmiş.

اَلْحَمْدُ ِللهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى

"İşte buna binaen, 'Bu zamana kadar uzun mesafeden gelen, şu zamandan tâ o zamana kadar bu hâdiseleri, nasıl bileceğiz ki karışmamış ve sâfidir?' hatıra gelmemelidir.
(1)

(1) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, Yedinci Nükteli İşaret

İlave bilgi için tıklayınız:

- Hadislerin bir çok raviden geçtiğini dikkate alırsak, hadislere neden güvenelim ve neden hadis inkarcılığı yapmayalım?..

"Hadîslerin bize sağlam ulaştığını nereden bileceğiz?" adlı video-sohbeti izlemek için tıklayınız.