"Sonra kelâmların da meselâ قُلْ هُوَ اللهُ أَحَدٌ ’de altı cümle var: üçü müsbet, üçü menfi." Buradaki "menfi"yi nasıl anlayabiliriz?


"Nasıl mantıkça kıyas-ı istisnâî misali olarak deniliyor: 'Eğer güneş çıksa gündüz olacak.' Müsbet netice için denilir: 'Güneş çıktı. Öyleyse netice veriyor ki, şimdi gündüzdür.' Menfi netice için deniliyor: 'Gündüz yok. Öyleyse netice veriyor ki, güneş çıkmamış.' Mantıkça, bu müsbet ve menfi iki netice kat’îdirler." (1)

"De ki: O Allah birdir." (İhlâs, 112/1)"De ki: O Allah'tır. Çünkü O birdir. Çünkü O hiçbir şeye muhtaç değildir ve her şey Ona muhtaçtır. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O doğmamıştır. Çünkü Ona denk olacak hiçbir şey yoktur."

“O, Allahtır, O birdir, O Sameddir.” cümleleri müsbettir. 

“O doğurmamıştır.  O doğmamıştır. Ona denk olacak hiçbir şey yoktur." cümleleri ise menfidir, yani şirki nefyetmekte, reddetmektedir.

“Allah birdir” kelimesi müsbet bir netice iken “Çokluktan İlah olmaz” cümlesi ise menfi bir neticedir. Üstad Hazretlerinin yukarıda izah ettiği gibi, müsbet ve menfi her ikisi de kat’îdirler ve kesin bir hüküm belirtirler.

Müsbet, düz bir şekilde tevhidi isbat ederken, menfi de tersinden bir bakışla tevhidi isbat etmiş oluyor.

“Allah’ı seven O’na itaat eder.” düz bir mantık kurmadır ki, buna müsbet mantık deniyor. “Ona itaat etmiyorsan; O’nu sevmiyorsun demektir” ise tersinden bir mantık kurmadır ki buna da menfi mantık deniyor.

İhlâs sûresinde de bu yolla iç içe birçok hükümler çıkarılıyor ki her bir hüküm tevhide hizmet edip onu isbat ediyor.

(1) bk. Lem'alar, On Birinci Lem'a, Beşinci Nükte

İlave bilgi için tıklayınız:

Otuz altı adet İhlas çeşitlerini Türkçe olarak gönderebilir misiniz?