"Cenâb-ı Hak bir şeye emreder, sonra hasen olur; nehyeder, sonra kabih olur." Bunu Mutezile, Maturidi ve Eşari'ye göre değerlendirir misiniz?


Bu konuda İmam Maturidi ve İmam-ı Eşari’nin görüşleri şu şekildedir:

İmam Maturidî, hüsün ve kubuh meselesinde der ki: Allah bir işi haddi zatında ve aslında güzel olduğu için veya faydası zararından daha çok olduğu için emreder. (Hüsün emrin medluldür) Allah'ın bir işi emretmesi, o işin aslında güzelliğine delâlet eder. Bir şey mahiyeti itibarıyla çirkin olduğu için Allah o şeyden nehyeder. Allah'ın bir şeyi nehyetmesi, o şeyin aslında çirkinliğine veya zararının faydasından daha çok olduğuna delâlet eder.

Maturidi'ye göre hüsün ve kubuh açısından eşya ve işler üç kısımdır:

a) İnsan aklının tek başına güzelliğini anladığı şeyler,

b) Tek başına aklın çirkinliğini idrak ettiği şeyler,

c) Tek başına insan aklının ne güzelliğini ne de çirkinliğini anlayamadığı şeyler, ki bunların da güzelliği ve çirkinliği ancak Allah'ın emretmesiyle anlaşılır.

Şu kadar var ki; aklın güzelliğini bildiği şeyleri bile Allah emreder, çirkinliğini bildiği şeylerden de Allah nehy eder. Aklın tek başına mükellef kılma ve sorumlu tutma hakkı yoktur. Dini sorumluluklarda sorumlu tutma hakkı yalnız Allah'ındır. Yegâne hüküm veren ve insanları mükellef tutan O'dur.

Eş'arîler ise: "Eşyanın aslında ve fiillerin mahiyetinde güzellik ve çirkinlik yoktur. Allah emrettiği için bir şey güzeldir, nehyettiği için de çirkindir.", derler. Aklın, fiillerin aslında güzellik ve çirkinliği idrak ettiğini kabul etmezler.

Mutezile aklı şeriatın yerine koyarak şöyle der: Aklın güzelliğini idrak ettiği şeyler, yine aklın mükellef kılmasıyla vacip olur. Çirkinliği anlaşılan işten de kaçınmak aklın teklifiyle vacip olur.

Bizim kanaatimize göre Maturidi ile Eşari arasındaki terk fark; aklın bazı güzellikleri ve çirkinlikleri keşfetme hususiyetidir. Maturidi burada akla biraz daha önem atfediyor, o kadar. Aklın teklif noktasında tesirsiz olduğu konusunda Eşari ve Maturidi müttefiktir ki; zaten konunun en can alıcı noktası da burasıdır. Mutezile'nin sapkınlığa düştüğü nokta da tam burasıdır.