"... Zülfikar ve Asâ-yı Mûsâ gibi ve -Kabr-i Peygamberî (Aleyhissalâtü Vesselâm) üzerinde alâmet-i makbuliyet olarak Asâ-yı Mûsâ mecmuasını hacılar gördükleri hâlde- Nur eczalarını..." İzah eder misiniz?


"Ben hem Risale-i Nur'u, hem sizleri, hem kendimi, Hüsrev ve Hıfzı ve Bartınlı Seyyid'in kıymettar müjdeleriyle hem tebrik, hem tebşir ediyorum. Evet, bu sene hacca gidenler, Mekke-i Mükerremede Nurun kuvvetli mecmualarını büyük âlimlerin hem Arapça, hem Hintçe tercüme ve neşre çalışmaları gibi, Medine-i Münevverede dahi o derece makbul olmuş ki, Ravza-i Mutahharanın Makber-i Saadeti üstünde konulmuş. Hacı Seyyid, kendi gözüyle Asâ-yı Mûsâ mecmuasını kabr-i Peygamberî (a.s.m.) üzerinde görmüş. Demek makbul-ü Nebevî olmuş ve rıza-yı Muhammedî Aleyhissalâtü Vesselâm dairesine girmiş. Hem niyet ettiğimiz ve buradan giden hacılara dediğimiz gibi, Nurlar bizim bedelimize o mübarek makamları ziyaret etmişler."(1) 

Üstad Hazretleri Asâ-yı Mûsâ kitabının Peygamber Efendimiz (asm)'in mübarek mezarının üzerine konulmasını manevi bir makbuliyet işareti olarak değerlendiriyor. Kitabın Ravza-i Mutahhara'nın üzerine konulduğunu görüp şahitlik edenin de Hacı Seyyid olduğu ifade ediliyor.

Risale-i Nurların imana ve İslam’a yapmış olduğu dev hizmet Peygamber Efendimiz (asm) tarafından manevi âlemde kabul görüp takdir edilmiştir. Bu kitap koyma hadisesi ise, bu takdir ve kabul görmenin küçük maddi bir alameti, bir işareti oluyor.

(1) bk. Şualar, On Dördüncü Şua.