"Bu dünya ebedî kalmak için yaratılmış bir menzil değildir. Ancak Cenab-ı Hakk'ın ebedî ve sermedî olan 'Dâr-üs selâm' menziline davetlisi olan mahlukatın içtimaları için bir han ve bir bekleme salonudur. Bu dünya menzilinde görünen leziz şeyler..." İzah?


Dünya hayatının lezzet ve nimetleri, doyumluk değil tadımlıktır. Bu yüzden kalbimizi dünyanın lezzetleri ve nimetleri ile tam doyurmamız mümkün değildir. Şayet dünya nimetlerini doyumluk zannedip, kalbimizi ona bağlarsak, çok büyük sıkıntı ve azaplar çekmeye mahkum oluruz.

Dünya nimetleri gelip geçici olduğu için, bu nimetlere kavuşmaktaki lezzet, bu nimetlerden ayrılmaktan doğan acıya mukabil gelmiyor. Yani karı zararını kurtarmıyor. Öyle ise en baştan dünya nimetlerini doyumluk değil tadımlık bilip, sadece şükür için tatmalı ve kalbimizi bu fani nimetlere bağlamamalıyız.

"Kalpler ancak Allah'ın zikriyle tatmin olur." (Rad, 13/28)

âyetinde de ihtar ve ikaz edildiği gibi, insanın ruhunu, kalbini ve aklını  tatmin edip doyuracak tek maşuk tek mabud  Allah’tır. Hazreti İbrahim (as) gibi  “La uhubbül afilin” (Fani şeyleri sevemeye değmez) deyip, mecazi şeylerden ruhumuzu ve  kalbimizi arındırıp kurtarmalıyız, ruh ancak o zaman saadete erişir ve mutmain olur.

Yoksa Üstad'ın dediği gibi, dünya nimetlerine kavuşmaktaki lezzet ayrılmaktaki acıya karşılık gelmez.