"Hüsrev’in ezan meselesi gibi müsadere kaidelerine tam muhalif olarak noksansız iade ettiler." Buradaki ezan meselesi nedir?


"Yeni bir medâr-ı keramet ve inâyet ve sürur olan mektubunuzu aldım. Ve Risaletü’n-Nur’a ait bir ikram ve inâyet-i İlâhiyeyi gösterdi. Şöyle ki:

Bundan dört beş gün evvel, şiddetli bir taharriyle menzilim teftiş edildi. Her tarafa baktıkları halde, hıfz-ı İlâhîyle, bizi mahzun edecek bir şey bulamadılar. Yalnız İktisat, Hastalar, İstiâze gibi altı yedi risaleyi zararsız buldular.

Sonra da Hüsrev’in ezan meselesi gibi müsadere kaidelerine tam muhalif olarak noksansız iade ettiler. Ben o hâdiseden size endişe edip, dağdan dönerken Abdülmecid, Sabri, Hüsrev, Hâfız Ali ile beraber konuşmak, 'Acaba size de bir taarruz var mı?' diye sormak istedim. Ve lisanla bağırdım, geldim. Birden Emin kapıyı açtı, dördünüzün mübarek mektuplarınızı verdi. Her ikimiz bu ikram ve taharrîdeki keramet-i hıfziyeyi ve Hüsrev’in hilâf-ı memul öyle bir istida, öyle bir netice vermesindeki inâyet-i Rabbâniyeye aynı zamanda muvafık gördük ve 'Risaletü’n-Nur her vakit inâyete mazhardır.' diye şükrettik." (1)

Ezan meselesi hakkında bir tafsilata ulaşamadık. Bizim kanaatimize göre Hüsrev ağabey ezanın Türkçe okunmasına muhalefet etmiş ve ezanı aslına uygun bir şekilde okuyarak müsadereye sebep verecek bir tavır sergilemiş ama Risale-i Nurun kerameti ve Hüsrev ağabeyin ihlası sayesinde müsadereden mahfuz kalmıştır.

Sonra da Hüsrev’in ezan meselesi gibi müsadere kaidelerine tam muhalif olarak noksansız iade ettiler.” Biz bu cümleyi bu şekilde anlıyoruz; ama olay hakkında bir tafsilata ulaşan olursa veya bilgisi olan kardeşlerimiz varsa bizimle paylaşmalarını rica ediyoruz, düşündüğümüzün aksi ise bu kanaatimizi tashih ederiz...

(1) bk. Kastamonu Lahikası, 10.Mektup.