"Fakat bütün o Pencerelerin menbaı ve madeni ve aslı olan Kur'ân'a gayet mücmel bir surette, gayet basit bir tarzda bakılsa dahi, yine gayet parlak, nuranî bir pencere-i câmiadır." cümlesini izah eder misiniz?


"Bütün geçmiş Pencereler, Kur'ân denizinden bazı katreler olduğunu düşün; sonra Kur'ân'da ne kadar âb-ı hayat hükmünde olan envâr-ı tevhid var olduğunu kıyas edebilirsin. Fakat bütün o Pencerelerin menbaı ve madeni ve aslı olan Kur'ân'a gayet mücmel bir surette, gayet basit bir tarzda bakılsa dahi, yine gayet parlak, nuranî bir pencere-i câmiadır."(1) 

Bu Otuz üç pencere Kur’an’ın haşmetli mânâsı yanında her ne kadar zayıf ve sönük kalmış olsa da insana bakan yönüyle gayet parlak, gayet kat’î, gayet muknî delillerdir, denilmek isteniyor.

Yani bu pencereler Kur’an ile kıyaslandığında, o denizden bir damladır, lakin insanın tefekkürü ciheti ile kıyaslandığında ise parlak, nuranî, hatta keramet derecesinde harika beyan ve delillerdir.

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Otuz Üçüncü Pencere.