"Kâinatta en yüksek hakikat imandır, imandan sonra namazdır." Namazdan sonraki hakikatler neler olabilir?


Buradaki gaye, bir kıymet sıralaması yapmak değil, namazın ne kadar ehemmiyetli olduğunu ifade etmektir. Yani Üstad Hazretleri, burada namazın imandan sonra en elzem bir kulluk vazifesi olduğunu ihtar ediyor. Yoksa bir sıralama yapılmıyor. Çünkü namaz, Allah’ın insandan istediği imandan sonra en büyük bir isteği ve emridir. Hatta Peygamber Efendimiz (asm), namaz kılmamayı küfre en yakın çizgi olduğunu şu veciz ifadesiyle ortaya koyar:

 "İslam ile şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır."(1)

Cenab-ı Hakk’ı tazim, tesbih, zikir ve hamd etmenin en güzel yolu, ibadetlerin en mukaddesi, şükrün en camiî ve kurbiyete mazhar olmanın en güzel vasıtası namazdır.

Diğer bir mana ise; imandan sonra farzlar gelir. Namaz ise farz ibadetlerin en faziletisidir ve küllî bir ibadettir. İlle de bir sıralama yapılması gerekirse, imandan sonra farzlar gelir ki, bunu da namazdan sonra İslam’ın diğer şartları olan; zekât, oruç ve hac takip eder.

1) bk. Müslim, İmân 134; Ebû Dâvûd, Sünnet 15.