"Kardeşlerimizden birisinin namaz tesbihatinde tekasül göstermesine binaen dedim..." Bu mektupta tesbihat olarak sadece "sübhanallah, elhamdülillah, Allahu ekber ve lailahe illah" virdleri üzerinde durulmuş, uzun tesbihattan bahsetmemiş?


"Kardeşlerimizden birisinin namaz tesbihatında tekâsül göstermesine binaen dedim:"

"Namazdan sonraki tesbihatlar tarikat-ı Muhammediyedir (a.s.m.) ve Velâyet-i Ahmediyenin (a.s.m.) evradıdır. O noktadan ehemmiyeti büyüktür. Sonra, bu kelimenin hakikati böyle inkişaf etti:"

"Nasıl ki, risalete inkılâp eden velâyet-i Ahmediye (a.s.m.) bütün velâyetlerin fevkindedir. Öyle de o velâyetin tarikatı ve o velâyet-i kübranın evrad-ı mahsusası olan namazın akabindeki tesbihat, o derece sair tarikatların ve evradların fevkindedir. Bu sır dahi şöyle inkişaf etti ki:.."(1)

Burada bahsedilen tesbihat uzun tesbihat olup, zaten kısa tesbihatı da içinde barındırmaktadır. Bu yüzden bu bahiste kısa tesbihat değil uzun tesbihat kast ediliyor. Örnek olarak da tesbih, tekbir, tahmid ve tehlil üzerinden gidiliyor. Zaten tesbihatın özü ve ruhu da bu dört kelimedir.

Uzun tesbihatın büyük bir kısmı sünnette vardır. Lakin toplum bu kısımları yapmadığı için zamanla unutulmuştur. 

(1) bk. Kastamonu Lahikası, (70. Mektup).