"Şaktan evvel, kırk olan mim'e benzer; şaktan sonra iki hilâl oldu, elliden ibaret olan iki nun'a benzedi." Bu benzetmeyi nasıl anlayabiliriz?


"Mühim lâmba, kamerdir ki, onun işaretiyle iki parça olmuş. Yani, Mevlânâ Câmî'nin dediği gibi, 'Hiç yazı yazmayan o ümmî zat, parmak kalemiyle sahife-i semâvîde bir elif yazmış; bir kırkı iki elli yapmış.' Yani, şaktan evvel, kırk olan mim'e benzer; şaktan sonra iki hilâl oldu, elliden ibaret olan iki nun'a benzedi."(1)

Molla Cami, ayın ikiye bölünme mucizesini edebi olarak bu şekilde tasvir ediyor. Üstad Hazretleri de bu betimlemeye aritmetik bir değer katarak, bu tasviri biraz daha estetik bir şekle sokuyor.

Yani ümmi bir peygamberin, koca kamer ile sema yüzüne iki harf çizmesi, gerçekten estetik bir mucize olmasının yanında Peygamber Efendimiz (asm)'in Allah katındaki değer ve üstünlüğüne de işaret ediyor.

"Mim" harfinin iki ters kıvrımı hilali andırıyor; yani alt kuyruğu biraz içe kıvrıldığında ve yukarı baktığında "nun" harfini ve hilali andırır demektir. Üst kıvrım zaten üste çevrildiğinde direkt "nun" harfine benziyor. "Nun" harfinin zaten hilale benzediği bir gerçek; demek Molla Cami bu benzemeden hareketle böyle şiirsel bir dil kullanmış denilebilir.

(1) bk. Sözler, Yirmi İkinci Söz, Haşiye-1.