Üstad’ımız Yirmi Dördüncü Söz için, “Dördüncü Dal’a dikkat et, Beşinci Dal’a yapış çık, meyvelerini kopar al.” şeklinde bir girizgahta bulunuyor. Bu sıralamadaki hikmeti açıklar mısınız?


Bu Söz’ün asıl meyveleri Beşinci Dal’da, marifet ve muhabbet konusunda, kendini göstermektedir. Diğer dört dal, okuyucuyu bu son noktaya ulaştırmak içindir.

İnsanın bu son noktaya, marifet ve muhabbet hedefine varabilmesi için öncelikle kâinatı ve onda tezahür eden esmâ tecellilerini doğru okuması ve iyi değerlendirmesi gerekir. Bunun için, Birinci Dal'da esmâ-i hüsnânın tecelli daireleri ve bunların tefekküründe dikkat edilecek esaslar ele alınmıştır.

İkinci Dal’da, hakikati bulmaya talip olan bir insanın önünde bulunan muhtelif yolların, mukayeseleri yapılmış ve en sağlam yolun Peygamber Efendimiz’e (asm) tabi olmak şeklinde ifade edilen “nübüvvet yolu” olduğu ortaya konulmuştur.

Üçüncü Dal’da, hak yol olarak İslâmı seçen bir aklı, yanlış değerlendirmelere sevk edebilecek bazı itirazlara karşı hangi esaslara uyulması gerektiği Oniki Asıl halinde izah edilmiştir.

Bu noktada kıyamet alametleri, ahir zaman vukuatı ve bazı amellerin sevapları hakkındaki hadislere yapılan itirazlara cevap verilmekle birlikte, ortaya konulan esaslar umumîdir ve çok önemlidir.

Bu üç merhaleyi aşan bir insan artık terakki yolculuğuna çıkmıştır.

Dördüncü Dal’da Kur'ân-ı Hakîm’in “arştan ferşe, yıldızlardan sineklere, meleklerden, semeklere, seyyârâttan zerrelere kadar her şeyin Cenâb-ı Hakk’a secde ve ibâdet ve hamd ve tesbih ettiklerini sarahaten haber verdiği” ifade edildikten sonra, bu tesbih ve ibadet görevini yerine getiren mahlukların bir sınıflandırması yapılmıştır. Mahlukat alemi, “melekler”, “hayvanlar”, “nebatat ve cemadat” ve “insanlar” olmak üzere dört gruba ayrılarak incelenmiştir.

Böylece insan, bu varlık âlemindeki çok önemli mevkiini çok daha iyi anlamış ve Beşinci Dal’ın meyvelerini koparmaya hazır hale gelmiş olur.