Zühre için “nakışlı”, katre için “kamere aşık”, reşha için “safvetli” tabirlerinin kullanılması bize neyi hatırlatabilir?


Şahsî kanaatler yahut farklı felsefî görüşler, hakikatin bulunmasında, zührenin nakışları gibi, perde olabilmekte, hakikatin net olarak bilinmesini engellemektedir.

Kamere âşık olmak, sebeplere ve vasıtalara aşırı derecede önem vermeyi temsil etmiş olabilir. Mesela, Rezzak ismi bir manevî güneş ise, meyve ağaçları kamer görevi yaparlar. Müminler, o nimet ışıklarının, Rezzak isminin nurundan geldiğini bilirler ve Allah’a şükrederler; meyve ağaçlarına minnettar olmazlar.

Safvet; saf, temiz, arı olmak demektir. Reşhanın safveti, müminin her şeyi, doğrudan, Allah’ın sanatı, eseri ve ihsanı olarak görmesini temsil eder.