"Efkâr-ı amme-i âlem" kavramını açar mısınız?


"Sahâbeler, o zamanda, efkâr-ı âmme-i âlem hakaik-ı İslâmiyeye muârız ve muhalif iken, Sahâbeler yalnız suret-i insaniyede Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı görüp, bazan mu’cizesiz olarak, öyle bir iman getirmişler ki, bütün efkâr-ı âmme-i âlem, onların imanlarını sarsmıyordu. Şüphe değil, bazısına vesvese de vermezdi."(1) 

Efkâr-ı amme-i âlem; kamuoyu, kamu görüşü, kamu hissiyatı, kamu vicdanı gibi anlamlara geliyor.

Mekke toplumunda bütün kamuoyu ve kamu hissiyatı Hazreti Peygamber (asm)'e muhalif ve düşman olmasına rağmen, kısa bir zaman diliminde bu hissiyat ve düşünce tersine dönmüş, iman ve teslimiyete dönüşmüştür. Yani kamuoyu ve hissiyatı, İslam’ın parlak hakikatleri karşısında erimiş, zamanla ona tevekkül ve teslim olmuştur.

(1) bk. Sözler, Yirmi Yedinci Sözün Zeyli.