"Yalnız bir şey var ki, bu âyet, nübüvvet-i Muhammediyenin (a.s.m.) ispatı hakkındadır; nübüvvet-i mutlaka hakkında değildir." cümlesini izah eder misiniz?


"Gayet kısa bir meâli: Yani, 'Abdimiz üzerine inzal ettiğimiz Kur'ân'da bir şüpheniz varsa, Kur'ân'ın mislinden bir sûre yapınız. Hem de, Allah'tan başka, işlerinizde kendilerine müracaat ettiğiniz şüheda ve muinlerinizi de çağırınız, yardım etsinler. Eğer sözünüzde sâdık iseniz hepiniz beraber çalışınız, Kur'ân'ın mislinden bir sûre getiriniz. Eğer bir misil getiremediğiniz takdirde -zaten getiremezsiniz ya- öyle bir ateşten sakınınız ki, odunu, insanlar ile taşlardır.' "(1)

Mutlak nübüvvet ifadesi Hazreti Âdem (as) ile başlayıp Hazreti Muhammmed (asv) ile biten peygamberlik kurumunu temsil ediyor. Nübüvvet-i Muhammediye ise bu kurumun son halkası son mührüdür.

Kur’an'da nübüvvet kurumunu ispat ve ifade eden âyetler olduğu gibi, hususi anlamda Hazreti Peygamber (asv)'in nübüvvetini ispat ve ifade eden âyetler de bulunmaktadır. Lakin Hazreti Peygamber'in nübüvvetinin ispat edilmesi, zımni olarak nübüvvet kurumunun da ispat edilmesi demektir. Zira Hazreti Peygamber'in nübüvveti o kurumun en son ve en mükemmel halkasıdır; bir cihetle nübüvvet ağacının kamil bir meyvesidir. Malum, meyvedeki taravet ve canlılık, ağacın sağlamlığından dolayıdır. 

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, 23 ve 24. Âyetlerin Tefsiri.