"Lâkin her ferdin aklı, adaleti idrakten âciz olduğundan, küllî bir akla ihtiyaç vardır ki, ferdler, o küllî akıldan istifade etsinler. Öyle küllî bir akıl da ancak kanun şeklinde olur. Öyle bir kanun, ancak Şeriattır." İzahı?


Tek bir insanın aklı ne kadar mükemmel ve zeki de olsa, bütün insanlığın üzerinde tatmin ve mutlu olacağı bir adaleti tespit edip anlamaktan acizdir. Bu yüzden bütün insanlığın üzerinde tatmin olacağı adaleti tespit ve tayin etmek için, ortak bir akla ihtiyaç vardır ki, her insan bu kolektif akıldan istifade edebilsin.

Bahsedilen bu adalet, ancak Allah’ın peygamberleri aracılığı ile bildirmiş olduğu şeriat ve onun kanunlarıdır. İnsanoğlunun ister ferdi aklı ister külli aklı olsun, bu çapta ve doğrulukdaki bir adaleti, dört başı mamur bir şekilde tesis ve tayin etmesi mümkün değildir. Mümkün olmadığına insanlık tarihi şahittir.

Bugün Avrupa medeniyetinin ulaşmış olduğu "İnsan Hakları Beyannamesi" bile, İslam’ın medeniyet ve hukuk anlayışının çok gerisindedir.