Ye'cüc ve Me'cüc meselesi, Külliyat'ın birçok yerinde nazara verilmektedir. Asrımızı ilgilendiren bu meseleyi Risale-i Nur’un ışığı altında, en doğru anlaşılabilecek bir şekilde izah eder misiniz?


Ye'cüc ve Me'cüc tarihte yaşamış çapulcu iki kavim olup, her zamanda emsallerine rastlanabilir. Özellikle ahir zamanda bunların yeniden ortalığı kasıp kavuracağı, yeryüzünü fesada vereceği anlaşılmaktadır.

Ye’cûc ve Me’cûc kelimelerinin kökeni hakkında dilciler farklı görüşler ileri sürmüştür. Arapça (1) olduğunu söyleyenler olduğu gibi, Arapça’ya İbrânîce, Âsurîce, Ârâmîce, Yunanca veya Türkçe'den geçtiğini söyleyenler de vardır.(2)

Öyle anlaşılıyor ki; Ye'cüc ve Me'cüc’ün anarşiyle çok yakından alakası vardır. Bu kelimeler, devlet ve iktidarın olmaması, halkın başıboş kalması, devlet ve kanun hakimiyetinin zaafa uğratılması ile meydana gelen sosyal kargaşalar anlamındadır.

Kur'an'da bahsi geçen Ye'cüc ve Me'cüc kavimlerinin ortalığı kasıp kavurması, her tarafta fesat çıkarması tam bir anarşi tablosu olduğu gibi, hadislerde kıyamet alameti olarak Ye'cüc ve Me'cüc'ün yeniden zuhurunun nazara verilmesi, anarşinin kıyamet alâmetlerinden olduğuna delalet eder.

Bediüzzaman’ın "ahlakta ve hayatta zulmetli bir anarşilik ve zulümlu bir dinsizlik" ifadesinden yola çıkarak, bu anarşinin sadece maddi planda olmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Zaten kalplerdeki anarşidir ki, insanları fesada sevketmiş, dünyayı kan gölüne çevirmiştir.

Bediüzzaman Hazretleri konuyu nazarlarımıza yakınlaştırmak için Mançur ve Moğol kabilelerini örnek olarak vermektedir. Ahir zamanda bunların neslinden bir gurup da bu işi üstlenebilir. Onu bilemiyoruz. Veya başka bir gurup...

Bazı şeylerin Cenab-ı Hakk'ın katında mahfuz bırakılması, [Ye'cuc ve Me'cuc veya Mehdi (as) ve İsa (as) gibi] bir hikmete mebnidir. Bu dünya imtihan yurdu olmasından, bazı şeylerin gizli kalması iktiza eder ki, herkes kendine dikkat etsin, bazı aşırılıklara girmesin... Yoksa herkese her şey malum olsa, o zaman Ebu Cehiller de yani kömür ruhlu olanlarla elmas ruhlu olanlar aynı seviyede kalacak, birbirinden tefrik edilmeyecek... Bin yıldan fazladır dünyanın dört bir tarafında İslamiyet'in bayraktarlığını yapan bu vatan evlatlarının böyle bir işte yer almayacağını Cenab-ı Hakk'ın rahmetinden kuvvetle ümitvarız.

Bu açıklamalardan sonra, Ye'cüc ve Me'cüc'le ilgili bilgilere geçebiliriz.

Ye'cüc ve Me'cüc, Kur'an-ı Kerim'de (Kehf, 18/94) ve (Enbiya, 21/96) âyetlerinde bahsi geçen ve ortalığı fitne ve anarşiye boğan ve boğacak olan bozguncu taifelerin ismidir. Bunlar ayrı ayrı milletler içinde de bulunabilir.

Ye'cüc ve Me'cüc'ün bahsi hadis kitaplarında da geçer. Ezcümle, S.B.M. 789 ve 1372. Hadislerinde; Ibn-i Mâce 36. Kitab-ül Fiten 9, 28, 33. Bablarında; S.M. 8.ci. 52. Kitab-ül Fiten 1. Bab s. 403'de ve başka hadis kitaplarında Ye'cüc ve Me'cüc'den bahsedilir.

Ye'cüc ve Me'cüc hakkında Bediüzzaman Hazretleri, şu izahatı veriyor:

"Ye'cüc ve Me'cüc hâdisatının icmali Kur'an'da olduğu gibi, rivayette bir kısım tafsilât var. Ve o tafsilât ise, Kur'ân'ın muhkemâtından olan icmali gibi muhkem değil, belki bir derece müteşabih sayılır. Onlar te'vil isterler. Belki râvilerin karışmasıyla tâbir isterler."

"Evet (Gaybı ancak Allah bilir) bunun bir te'vili şudur ki: Kur'ân'ın lisan-ı semavîsinde 'Ye'cüc ve Me'cüc' nâmı verilen Mançur ve Moğol kabileleri, eski zamanda Çin-i Maçin'den bir kısım başka kabileleri beraber alarak kaç defa Asya ve Avrupa'yı herc ü merc ettikleri gibi, gelecek zamanlarda dahi dünyayı zir ü zeber edeceklerine işaret ve kinayedir. Hattâ şimdi de komünistlik içindeki anarşistin ehemmiyetli efradı onlardandır."

"Evet, ihtilâl-i Fransavîde hürriyet-perverlik tohumiyle ve aşılamasiyle sosyalistlik türedi, tevellüd etti. Ve sosyalistlik ise bir kısım mukaddesatı tahrip ettiğinden aşıladığı fikir, bilâhare Bolşevikliğe inkılâb etti. Ve Bolşeviklik dahi çok mukaddesat-ı ahlâkiye ve kalbiye ve insaniyeyi bozduğundan; elbette, ektikleri tohumlar hiç bir kayıd ve hürmet tanımayan anarşistlik mahsûlünü verecek. Çünkü kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıksa; akıl ve zekâvet, o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hükmüne geçirir. daha siyasetle idare edilmez. Ve anarşistlik fikrinin tam yeri ise; hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyette ve hâkimiyette geri kalan çapulcu kabileler olacak. Ve o şeraite muvafık insanlar ise: Çin-i Mâçin'de kırk günlük bir mesafede yapılan ve acâib-i seb'a-i âlemden birisi bulunan sedd-i Çininin binasına sebebiyet veren Mançur ve Moğol ve bir kısım Kırgız kabileleridir ki, Kur'an'ın mücmel haberini tefsir eden Zât-ı Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselam) mu'cizâne ve muhakkikane haber vermiş..."(3)

Bu açıklamalardan Ye'cüc ve Me'cüc'ün Mançur ve Moğollar olduğu, kıyamete yakın tekrar zulüm ve anarşilik ile dünyanın huzur ve sükunetini bozacakları anlaşılıyor.

Yukarıdaki ifadelere ek olarak, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır ise tefsirinde şu bilgilere yer verir:

"Vaktiyle bir veya iki kavmin özel ismi olsa da doğrusu, İslâm dilinde herkesin bildiği mânâ şudur: Aslı ve soyu belirsiz, din ve millet tanımaz karma bir insan topluluğudur ki, çıkmaları kıyamet alâmetlerindendir. Yeryüzünü bozacaklardır..."

"Bu sebeple olmalıdır ki, Vehb bin Münebbih ve daha bazı zatlar, Ye'cûc ve Me'cûc'un Yâfis'in çocuklarından iki kabile olduklarını kesin olarak ifade etmişler ve Hicrî III. asırdan sonraki bilginlerden bir çokları da bu görüşe dayanmışlardır. Bununla beraber Kur'ân'da, çoğul ifadesi olarak, 'Müfsidûne' denilmesinin, sayıca kalabalık olduklarına işaret olması gerekir. Onun için iki değil, yirmi kabile diyenler olduğu gibi, yeryüzündeki insanların onda dokuzuna kadar Ye'cûc ve Me'cûc'un çok kalabalık olduğunu nakledenler de olmuştur. Ebu Hayyan da bunların sayı ve şekilleri hakkındaki sözlerin hiçbirini sahih haber olarak kabul etmez..."(4)

Bu anarşistlerin kimler olduğu hakkındaki bilgiler net olmamasına rağmen, konu hem Tevrat'ta hem de İncil'de yer almaktadır. İncil'de şöyle geçmektedir:

"Bin yıl tamam olunca, şeytan zindanından çözülecektir. Ve yerin dört köşesinden olan milletleri, Ye'cüc ve Me'cüc'ü saptırmak ve onları cenk için bir araya toplamak üzere çıkacaktır. Onların sayısı denizin kumları kadardır."(5)

Bediüzzaman ise:

"Ye'cüc Me'cüc, Çin-i Maçin'de bulunan Mançur ve Moğol ve Kırgız ve her tarafta bulunan anarşistler ve sosyalistlerin müfritleri olan komünistlerdir."(6)

diyerek, bunların Büyük Deccalın, çıkmalarına zemin hazırladığı ve kendisinden sonra da tahribatları devam edecek olan, Deccalın kalıntıları veya müritleri olan "komünistler" olduğunu söylüyor. Ayrıca, bazı Kırgız ve Hunları da Ye'cüc ve Mecüc olarak görmektedir.(7)

Bediüzzaman bu kanaate, onların komünizm dönemindeki durumlarından dolayı varmış olabilir...

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin, “Güya onların hakikat-ı milliyetleri inceliyor, kopmuyor...” ifadesi, seddi delme teşebbüslerinin boşa çıkmasına bir nevi açıklamasıdır. “Yine mevsimi geldikçe zuhur ediyor.” ifadesi de son hamle olarak seddi delip çıkmalarına işaret olabilir.

Ayrıca, bu tür anarşist grupların zaman zaman ortaya çıkması da mümkündür.

"Aynen öyle de, bir zaman dünyayı hercümerc eden o taifeler, izn-i İlâhî ile, mevsimi geldiği vakit, aynı o taife, medeniyet-i beşeriyeyi hercümerc edecekler. Fakat onların muharrikleri başka bir surette tezahür eder. لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللهُ   .r (8) 

Hülagu ve Cengiz Han gibi zalim ve kâfirlerin önderlik ettiği çapulcu ve yağmacı taifeler, o zamanda gaddarlık ve bedeviyet mülahazası ve muharriki ile insanlığı katletmiş ve yağmalamışlardır.

Bu asırda Lenin, Stalin ve Mao gibi zalim ve kâfirlerin önderlik ettiği anarşist ve komünist taifelerde, sermaye-emek çatışması mülahazası ve muharriki ile milyonlarca insanı katledip yağmalamışlardır.

Her iki dönemde de sonuç katletme ve yağma iken, bu sonucun mülahaza ve muharrikleri yani dinamik ve gerekçeleri farklıdır.

"... Ve anarşistlik fikrinin tam yeri ise, hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyette ve hâkimiyette geri kalan çapulcu kabileler olacak..."(9)

Üstad Hazretlerinin bu cümlesinden komünizmin anarşist kanadı olan Maoculuk fikrinin hakim olduğu Çin kavmi bu asırda Ye'cüc-Me'cüc kapsamına girebilir, şeklinde anlayabiliriz.

Dipnotlar:

(1) bk. el-Müfredât, Lisânü’l-Arab, “ecc” md.
(2) bk. Razi, Zemahşeri, XVIII/94 ve XXI/96. tefsiri.
(3) bk. Şualar, Beşinci Şua.
(4) bk.  Yazır, Hak Dini, V/391-392.
(5) bk. İncil, Vahiy, 20:7-11; Krş: Tevrat, Hezekiel, 38, 39.
(6) bk. Sirâcü'n-Nûr, s.2302; Şualar, s. 498.
(7) bk. Şualar, 494; Muhakemat, s. 60.
(8) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Üçüncü Dal.
(9) bk. Şualar, Beşinci Şua, İkinci Makam.