Dünya ile sinek kanadının muvazenesini, hakikat nokta-i nazarında değerlendiren bir fikre ve düşünceye şahit olmadık. Acaba mazide bu mesele suistimal edilmesinden kaynaklanan bir yanlışlığa binaen, Üstadımız tahşidat yapma ihtiyacı mı hissediyor. Bununla alakalı bir iki misal verebilir misiniz?


"Meâl-i şerifi: 'Dünyanın, Cenâb-ı Hakkın yanında bir sinek kanadı kadar kıymeti olsaydı, kâfirler bir yudum suyu ondan içmeyecek idiler.' Hakikati şudur ki: عِنْدَ اللهِ tabiri, 'âlem-i bekàdan' demektir. Evet, âlem-i bekàdan bir sinek kanadı kadar bir nur, madem ebedîdir, yeryüzünü dolduracak muvakkat bir nurdan daha çoktur. Demek koca dünyayı bir sinek kanadıyla muvazene değil; belki herkesin kısacık ömrüne yerleşen hususî dünyasını, âlem-i bekàdan bir sinek kanadı kadar daimî bir feyz-i İlâhîye ve bir ihsan-ı İlâhîye muvazeneye gelmediği demektir."(1)

Her iki durum da mümkündür. Bir taraftan hadislerin bu şekilde anlaşılması yeni bir istihraçtır. Nitekim, ilgili hadis genellikle şöyle açıklanmıştır:

Eğer Allah katında dünya hayatının bir kıymeti olmuş olsaydı, kâfire bir yudum su bile verilmezdi. Çünkü kâfir kişi Allah'ın düşmanıdır. Düşmana kıymetli sayılan hiçbir şey verilmez. Dünya Allah katında hiçbir değer taşımadığı için velî, yâni Allah'ın sevgili kulu durumunda olan mübarek zâtlara dünyalık şeyler pek verilmez. Nitekim bir hadîste;

“Allah sevdiği kulunu dünyada koruyup himaye eder tıpkı sizden birinizin hastasını yasaklanan sudan koruduğu gibi.” (2) buyurulmuştur.

Diğer taraftan, hadislere saldırının en çok olduğu ahir zamanda, bunların doğru anlaşılması ve insanların imanlarını kurtarma adına yapılmış bir iman hizmetidir.

Burada dikkat çekilen en önemli konu, bu ve benzeri rivayetleri bahane ederek, hadislere şüphe uyandırılmak istenmesi ve dinin temellerinin yıkılmaya çalışılmasıdır.

Demek ki konu, hadisin doğru anlaşılıp anlaşılmama meselesi değildir. Asıl mesele, bu gibi hadislerin manası açık olmadığından, art niyetli dinsizlerin bu ve bunun benzeri hadisleri kullanarak, İslam ve Kur'an'a hücum etmeleridir.

Üstad bu hadisleri tevil ederek, hem samimi Müslümanlara istikametli bir ders veriyor, hem de dinsizlerin itiraz ve inkârlarına kesin ve mukni bir cevap veriyor.

Dinsizler, avam Müslümanlara; "Bakın sizin Peygamberiniz -haşa- ne kadar muvazenesiz ve mübalağalı sözler ediyor." diye saf gönülleri bulandırmaya çalışıyorlar.

Üstad'ımızın "mülhid" diye işaret ettiği, bu tip münafık zındıklardır. Günümüzde de bu tip insanlarla karşılaşmak mümkündür. Ama Üstad bu hadislerin hakiki manasını izhar ederek, bu dinsizlerin planını akim bırakıyor.

Başka tahşidatlara gelince, burada geçen her konu ve On Dokuzuncu Mektup’daki bütün rivayetler örnek olabilir.

Ay’ın "İkiye Yarılması" mucizesiyle ilgili yapılan tahliller ise çok daha açık bir örnektir.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Üçüncü Dal.

(2) bk. Tirmizî, Tıbb 1, (2037).