"Gıybet, katl gibidir." Gıybetin katl gibi olmasına dair, vukuattan bir örnek ve misal verebilir misiniz?


Her ateş yakıcıdır, her zehir öldürücüdür. Evet, her ateşin yakma özelliği olmakla beraber, her ateşe dokunan yanmayabilir. Her zehirin öldürme özelliği olmasına rağmen nice zehirlenen var ki, ölmüyor.

Bunun gibi, gıybette de adam öldürmekten daha tehlikeli sonuçlar olabilir. Ancak bu her gıybet için, her zaman geçerli olacağı anlamına gelmez.

Peygamberlerin, sahabe efendilerimizin, özellikle ilk dört halifenin gıybetlerini yapmak, onlara dayanan dine, imana; ebedi hayatımıza zarar verdiği için, adam öldürmek gibi, hatta daha da tehlikeli ve daha zarardır.

Yine fertler, aileler, kurumlar ve devletler arası yapılan bazı gıybetler, nice dini ve dünyevi fesatlara, zulümlere, savaşlara neden olabilmektedir. Bu da bir adam öldürmekle kıyas edildiğinde, daha çok zarar verdiği anlaşılır.

Asr-ı saadette, Hz. Ayşe (ra) annemize atılan iftirayı aktaran münafıkların durumu da buna bir örnek olabilir.

Burada hem iftira hem gıybet olduğu gibi, İslam'a, onun temsilcisi olan Peygamberimize (asm) de zararı olduğundan, gerçekten adam öldürmekten daha tehlikelidir.

Birisi hakkında söylenmemesi gereken bir sırrı başkalarına söylemek, bir cinayete neden olabilir. O gıybet, cinayete sebebiyet verdiği için, cinayet kadar dehşetli bir günah hükmüne geçer.

Peygamber Efendimiz (asm),

 "Gıybet, katl gibidir."

derken, bütün gıybetleri cinayet ile eş değerde tutmuyor. Ancak insanları gıybetten sakındırmak için zehirli ve cinayetle eşdeğer olan bir gıybeti, o gıybetlerin içine atıyor. Bu gıybetin de birtakım şartları ve hususiyetleri var.

İşte Üstad Hazretleri bu inceliklere işaret ediyor. Bu tarz ifadelerin mutlak amacı hayra rağbet vermek, şerden sakındırmak içindir.