"Kavî bir ihtimalle ferah verecek bir teşebbüs etmek lâzımken, o vaziyete hiç ehemmiyet vermeyerek, bilâkis, beni tazyik eden ehl-i dünyanın lehinde olarak bir fikirde bulundum." cümlesini izah eder misiniz?


"Bu iki ay zarfında heyecanlı bir vaziyet-i siyasiye karşısında bana, hem alâkadar olduğum çok kardeşlerime kavî bir ihtimalle ferah verecek bir teşebbüs etmek lâzımken, o vaziyete hiç ehemmiyet vermeyerek, bilâkis, beni tazyik eden ehl-i dünyanın lehinde olarak bir fikirde bulundum. Bazı zatlar hayret içinde hayrette kaldılar. Dediler ki: Sana işkence eden bu mübtedi' ve kısmen münafık baştaki insanların takip ettikleri siyaseti nasıl görüyorsun ki ilişmiyorsun?" (1)

Kısmen fereç; Üstad Hazretlerinin siyasete girerek, Nur talebeleri üzerindeki baskıyı kaldırmasıdır. Üstad Hazretleri resmen siyasi yola girmiş olsaydı, üzerindeki mutlak baskı bir derece hafifleyecek, bu da iman hizmetindeki talebelerine kısmen ferec ve ferahlık verecekti. Ama Üstad, bu cüz’i menfaat için küllî iman hizmetini terk etmemiş, siyasetten daima uzak durmuş ve bütün gayret ve himmetini iman üzerine teksif etmiştir.

"Lehinde" ifadesini Üstad'ın hem kendisini hem de talebelerini siyasetten men etmesi şeklinde anlamak mümkün. Çünkü Üstad ve talebeleri siyasete aktif bir şekilde girse idi, bu düşmanlarının aleyhine olurdu.

“Risale-i Nur ve şakirdlerinin meşgul oldukları vazife, rûy-i zemindeki bütün muazzam mesailden daha büyüktür. Onun için dünyevî merak-aver mes'elelere bakıp, vazife-i bâkiyenizde fütur getirmeyiniz.” (Emirdağ Lahikası-1)

Üstad Hazretleri bahsi geçen yerde de bu hakikati şöyle izah ediyor:

"Bu zamanda ehl-i İslâm’ın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalâletle kalblerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Bunun çare-i yegânesi nurdur, nur göstermektir ki, kalbler ıslah olsun, imanlar kurtulsun. Eğer siyaset topuzuyla hareket edilse, galebe çalınsa, o kâfirler münafık derecesine iner. Münafık, kâfirden daha fenadır. Demek, topuz böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez. O vakit küfür kalbe girer, saklanır, nifaka inkılâp eder. Hem nur, hem topuz ikisini, bu zamanda benim gibi bir âciz yapamaz. Onun için, bütün kuvvetimle nura sarılmaya mecbur olduğumdan, siyaset topuzu ne şekilde olursa olsun bakmamak lâzım geliyor."

Bu muhtemel hâdise ise, Türkiye’nin çok partili rejime geçmesi ile mutlak baskı ve istibdadın kısmen kırılması ve demokrasinin az da olsa yerleşmesidir. Böyle bir imkân ortaya çıktığı halde Üstad Hazretleri buna iltifat etmiyor, imana hizmetini tercih ediyor. Zira siyaset topuzu ile iman nuru aynı elde durmaz.

(1) bk. Lem'alar, On Altıncı Lem'a, İkinci Meraklı Sual.