"Cemaate Sözler’i okumak zamanında, sendeki hissiyât-ı âliye ve fazla inkişaf ve fedakârâne hamiyet-i diniye galeyanının sırrı şudur ki: Velâyet-i kübrâ olan veraset-i Nübüvvetteki makam-ı tebliğin envarı altına girdiğin içindir…” İzah eder misiniz?


"Sözler hakkında hüsn-ü şehadetiniz, bana büyük bir tesellî verdi. Vazifemin bitmediğine dair burhanlarınız gayet kuvvetlidirler; lâkin ben gayet kuvvetsizim. Fakat Cenâb-ı Hakka tevekkül edip, o burhanlara serfürû ediyorum."

Cemaate Sözler'i okumak zamanında, sendeki hissiyât-ı âliye ve fazla inkişaf ve fedakârâne hamiyet-i diniye galeyanının sırrı şudur ki: Velâyet-i kübrâ olan veraset-i Nübüvvetteki makam-ı tebliğin envarı altına girdiğin içindir. O vakit sen, dellâl-ı Kur'ân Said'in vekili, belki mânen aynı hükmüne geçtiğin içindir."(1)

Hulusi Ağabey, Risale-i Nur'u cemaate okurken yüksek bir duygu, müthiş bir inkişaf (hakikatler ona açılıyor demektir) dini gayret ve fedakârlığı zirveye çıkıyormuş.

Üstad Hazretleri bu manevi durumu (mana olarak) şöyle izah ediyor:

"Sen, velâyet-i kübrâ olan veraset-i Nübüvvetteki makam-ı tebliğin envarı altına girdiğin için o durumlara mazhar oluyorsun. Yani Risale-i Nur'u okuma makamı, bu zamanda Peygamber Efendimizi (asm) temsil eden ve onun velayet ve vesayeti altında gerçekleşen bir makamdır. Böyle bir makamda insanın manen inkişaf edip yüksek hislere mazhar olması pek tabi bir durumdur."

"O vakit sen, Kur’an’ı insanlara duyuran bir tebliğci, bu asrın müceddinin bir vekili, belki manen aynı hükmüne geçtiğin için, yüksek bir hissiyata ulaşıyorsun."

Tabi bu durum sadece Hulusi Ağabe'ye mahsus değil, derecesine göre her Nur talebesi aynı duygulara ulaşabilir.

(1) bk. Barla Lâhikası, (211. Mektup).