"Çünkü bir talebe, yüz dosta müreccahtır." Dost olmanın derecesi neden bu kadar düşük?


"Talebeliğin hâssası şudur ki: Yazılan Sözlere kendi malı gibi sahip olmalıdır. Kendisi telif etmiş ve yazmış nazarıyla bakıp neşrine ve ehil olanlara iblâğına çalışmaktır."

"Mâşaallah, hattın güzeldir. Vakit bulursan bir kısmını yazın. Bir kısmını Hüsrev gibi ciddî talebeler yazar; onlardan bilâhare alır, yazarsınız ve onlarla teşrik-i mesai edersiniz."

"Altı senedir Isparta’da ciddî talebelerin çıkmasına muntazırdım, bekliyordum. El-minnetü lillâh, şimdi sizinle beraber birkaç tane çıkmaya başladı. Çünkü bir talebe, yüz dosta müreccahtır. Sözler namındaki envâr-ı Kur’âniye ise, en mühim ibadet olan ibadet-i tefekküriye nev’indendir. Şu zamanda en mühim vazife, imana hizmettir. İman saâdet-i ebediyenin anahtarıdır."(1)

Dost olma makamı düşük değil, talebe olmanın makamı çok büyük ve yüksektir. Risale-i Nur'a talebe olan birisi hem manen hem de ilmen yüksek makamlara erişiyor. Hatta bulunduğu köy ve kasabanın veli ve kutbu derecesinde bir makama sahiptir deniliyor.

Dolayısı ile dost makamına düşük demek yerine, talebe makamına büyük demek daha isabetli ve daha müspet bir bakış açısı olur. Hatta böyle dehşetli bir zaman dilimindeki insanların, büyük bir kısmı günah ve sefalet içinde çırpınıyor. Risale-i Nur'a dost olmak, kalabalıklar içinde parlak bir yıldız olmak gibidir diyebiliriz.

Dost olan kardeş olmaya, kardeş olan talebe olmaya, talebe olan da talebelik içinde has, rükün gibi makamlara ulaşmaya çabalamalıdır.

(1) bk. Barla Lahikası, (252. Mektup).