"Yeryüzünün tarlasında nebatatın her bir taifesi, lisan-ı hal ve istidad diliyle Fatır-ı Hakîm’den sual ediyorlar, dua ediyorlar..." Bu derste verilen temel mesaj nedir? Varlıklar arasındaki bu vazife taksimi ve şevk unsurundan ne gibi dersler alabiliriz?


 "Yeryüzünün tarlasında nebatatın her bir taifesi, lisan-ı hal ve istidat diliyle Fâtır-ı Hakîm’den sual ediyorlar, dua ediyorlar ki: 'Yâ Rabbenâ! Bize kuvvet ver ki yeryüzünün her bir tarafında taifemizin bayrağını dikmekle saltanat-ı rububiyetini lisanımızla ilan edelim. Ve rûy-i arz mescidinin her bir köşesinde sana ibadet etmek için bize tevfik ver. Ve meşhergâh-ı arzın her bir tarafında senin esma-i hüsnanın nakışlarını, senin bedî’ ve antika sanatlarını kendi lisanımızla teşhir etmek için bize bir revaç ve seyahate iktidar ver.' derler."

"Fâtır-ı Hakîm onların manevi dualarını kabul edip ki bir taifenin tohumlarına kıldan kanatçıklar verir, her tarafa uçup gidiyorlar. Taifeleri namına esma-i İlahiyeyi okutturuyorlar (Ekser dikenli nebatat ve bir kısım sarı çiçeklerin tohumları gibi). Ve bir kısmına da insana lazım veya hoşuna gidecek güzel et veriyor. İnsanı ona hizmetkâr edip her tarafa ekiyor. Bazı taifelerine de hazmolmayacak sert bir kemik üstünde hayvanlar yutacak bir et veriyor ki hayvanlar onu çok taraflara dağıtıyorlar. Bazılara da çengelcikleri verip her temas edene yapışıyor. Başka yerlere giderek taifesinin bayrağını dikerler, Sâni’-i Zülcelal’in antika sanatını teşhir ediyorlar. Ve bir kısmına da acı düğelek denilen nebatat gibi saçmalı tüfek gibi bir kuvvet verir ki vakti geldiği zaman onun meyvesi olan hıyarcık düşer, saçmalar gibi birkaç metre yerlere tohumcuklarını atar, zer’eder. Fâtır-ı Zülcelal’in zikir ve tesbihini kesretli lisanlarla söylettirmeye çalışırlar ve hâkeza kıyas et."

"Fâtır-ı Hakîm ve Kadir-i Alîm, kemâl-i intizamla, her şeyi güzel yaratmış, güzel teçhiz etmiş, güzel gayelere tevcih etmiş, güzel vazifelerle tavzif etmiş, güzel tesbihat yaptırıyor, güzel ibadet ettiriyor. Ey insan!.. İnsan isen, şu güzel işlere tabiatı, tesadüfü, abesiyeti, dalaleti karıştırma; çirkin etme, çirkin yapma, çirkin olma!"(1) 

Nur’un birçok dersinde, tohumların ve çekirdeklerin birer sanat mucizesi olduklarına, kaderin çok ince programlarının onlarda manen kaydedildiğine dikkat çekilir. Mahlukatın yaratılmalarındaki birinci gayenin “Cenâb-ı Hakk’ın kendi âsar-ı sanatını bizzat kendisinin müşahede etmesi”, ikinci gayenin de “o eserleri meleklere ve diğer ruhanilere seyrettirmesi” olduğu düşünüldüğünde, bu küçük fihristlerin bu kadar çok yaratılmalarının hikmete uygun olduğu hemen anlaşılır. Bunların yaratılmalarındaki temel gaye, onların neslinin devamı olsaydı, bu kadar çokluğa gerek olmazdı, hikmet buna müsaade etmezdi.

Üstad Hazretleri bu dersinde, tohumların ve çekirdeklerin bu kadar fazla yaratılmalarını farklı bir açıdan ele alıyor. Sanki bunların her biri kendi nevinin bayrağını yeryüzünün her tarafında dikmek ve Allah’ın Rububiyetini dünyanın her köşesinde ilan etmek istemekte, “lisan-ı hâl ve lisan-ı istidad ile” yaptıkları bu duanın kabulü sebebiyle bu kadar çok yaratılmaktadırlar.

Bitkiler âlemi böyle dua ederken, elbette yaratılış gayesi “iman, marifet ve ibadet” olan insan, bu gayelerin bütün insanlık âleminde tahakkuk etmesi için bütün gücüyle çalışmalı, himmetini bütün insanlara teşmil ederek herkesin imdadına koşma arzusu taşımalıdır.

Bu yüksek gaye için farklı usullerle çalışan müminler, değişik meyve ağaçları gibi düşünülmeli, hizmete muhtaç çok insanların bulunduğu dikkate alınarak onların kurtuluşu için çalışan bütün hizmet gruplarına duacı olunmalıdır. Bu konuda Üstad Hazretlerinin şu ifadeleri büyük bir rehber olarak kabul edilmeli ve aynen uygulanmalıdır:

"... Hakka hizmet, büyük ve ağır bir defineyi taşımak ve muhafaza etmek gibidir. O defineyi omuzunda taşıyanlara ne kadar kuvvetli eller yardıma koşsalar daha ziyade sevinir, memnun olurlar."(2) 

Dipnotlar:

1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Dördüncü Dal.

2) bk. Lem’alar, Yirminci Lem'a.