"Evet, bizim en kuvvetli nokta-i istinadımız olan hakikî tesanüt ve birbirinin kusuruna bakmamak ve ..." Buradaki "hakiki tesanüd" nedir, tesanüdü kıran sebepler neler olabilir?


"... Evet, bizim en kuvvetli nokta-i istinadımız olan hakikî tesanüt ve birbirinin kusuruna bakmamak ve Hüsrev gibi Nur kahramanından -benim yerimde ve Nur'un şahs-ı mânevîsinin çok ehemmiyetli bir mümessili olmasından- hiçbir cihetle gücenmemek elzemdir."(1)

Üstad Hazretleri "hakiki tesanüd" ifadesini şu şekilde tanımlıyor:  

 "Bu sene Mekke-i Mükerremede gayet büyük bir âlim hem Hind lisanına, hem Arab lisanına Nurun büyük mecmualarını tercüme edip Hindistan’a ve Arabistan’a göndererek 'En kuvvetli nokta-i istinadımız olan vahdet ve uhuvvet-i İslâmiyeyi temine çalıştığı gibi, Türk milletinin daima dinde ve imanda ileri olduğunu Nur Risaleleri ile gösteriyor.' demişler."(2)

Bu ifadeye göre hakiki tesanüdün, yani dayanışmanın en önemli rüknü "inanç birliği ve İslam kardeşlik bağları"dır.

Müslümanlar tevhit inancının etrafında halkalanıp İslam kardeşlik bağlarını kuvvetlendirirler ise hakiki tesanüdü kazanmış olurlar. İnanmış gönüller çok olmalarına rağmen bir şahıs ahenginde olurlar.

Tesanüdü kıran en tehlikeli hastalık, İslam dışı inanç ve ideolojilerin Müslümanlar arasında boy atmasıdır. Diğer ikinci büyük tehlike ise İslam kardeşliğinin yerini kavmiyetçiliğin ve değişik aidiyetlerin almasıdır. Mesela, Türklük düşüncesi İslam kardeşliğinin önüne geçmiştir. Böyle batıl şeylerin hükmettiği yerde dayanışmadan bahsedilemez.

Dipnotlar:

(1) bk. Şualar, On Dördüncü Şua.
(2) bk. age.