"Ademe atılan dünyamız ve zeminimizde, Kur’ân-ı Hakîmin tezgâhında yapılan bir sefine-i mâneviye hükmüne geçen hakikat-i İslâmiyet içine girip, selâmetle o denizin üstünde gezip, tâ sahil-i selâmete çıkarak hayatımızın..." dünya yokluğa mı gidiyor?


"Ve mütemadiyen mevt ve hayatın değişmesiyle seneler ve karnlar emvâcı üstünde hadsiz cenazeler binip ademe atılan dünyamız ve zeminimizde, Kur’ân-ı Hakîmin tezgâhında yapılan bir sefine-i mâneviye hükmüne geçen hakikat-i İslâmiyet içine girip, selâmetle o denizin üstünde gezip, tâ sahil-i selâmete çıkarak hayatımızın vazifesi bitsin."(1)

Buradaki "adem" mutlak yokluk ve hiçlik anlamında değil, ölüm ve zeval anlamında kullanılıyor.

İslam inancında "mutlak yokluk" diye bir şey bulunmuyor. Ama eşyanın mevt ve zevali vardır. Yani eşya bu dünyadan ölüm ve zeval ile gider, ama beka âleminde kalıcı ve bakidirler.

Ayrıca buradaki "adem" kelimesinde "küfrü mutlak"a bir atıf bulunuyor. Yani kâfir ve inançsız insanların nazarına göre dünya hiçliğe ve yokluğa gidiyor; oysa Kur’an tezgahında dokunmuş İslam inancında değil dünya, küçük bir toz zerresi de yokluğa ve hiçliğe gitmiyor, daimi ve baki bir aleme gidiyor demektir.

Kim hayatını sahil-i selamete çıkarmak istiyor ise, İslam gemisine binsin; yoksa diğer batıl inançtaki gemiler cehennemin merkezine gidiyorlar.

(1) bk. Lem'alar, Birinci Lem'a.