"Arzı bırakıp semâvâtı vatan ittihâz eden hârika bir ferd-i insanın bu hârika vaziyetleri kanun-u tenâsülün hârika bir suretini iktizâ ederken,.." Devamıyla izah eder misiniz?


"Nev-i beşerin bir rub'unun başına reis olarak geçen ve nev-i beşerden nev-i melâikeye bir cihette intikal eden ve arzı bırakıp semâvâtı vatan ittihâz eden hârika bir ferd-i insanın bu hârika vaziyetleri kanun-u tenâsülün hârika bir suretini iktizâ ederken, kanun-u tenâsülün şüpheli, meçhul, gayr-ı fıtrî, belki ednâ bir tarz ile o kanun içine almak, hiç yakışmadığı gibi, hiç mecburiyet de yoktur."

"Hem sarâhat-i Kur'âniye te'vil kaldırmaz. Yüz cihette zedelenen kanun-u tenâsülün tâmiri hesâbına hiçbir cihette zedelenmeyen ve tenâsülün hâricinde bulunan kanun-u cinsiyet-i melek, hem kanun-u sarâhat-i Kur'âniye gibi kuvvetli kanunlar nasıl tahrip edilir."(1)

Nerede ise hayatının her aşaması harika/mucize olan bir peygamberin yani Hazreti İsa (as)’in babasız bir şekilde dünyaya gelmesi de harika/mucize şeklinde olmuştur ve olmalıdır, deniliyor.

Hazreti İsa (as) önce insanlığın dörtte birine reis oluyor, sonra otuz üç yaşında göğe yükseltilerek meleklerin makamına çıkıp onlara reis oluyor. Arzı vatan edindikten sonra sema vatanı oluyor, böyle harikalara mazhar olan bir nebiy-i azimin dünyaya gelişi de üreme (tenasül) kanunun haricinde harika bir şekilde oluyor, deniliyor.

“Kanun-u tenâsülün hârika bir suretini” ifadesinde Hazreti İsa (as)’in mucize bir şekilde babasız dünyaya gelmesine bir gönderme yapılıyor.

(1) bk. Lem'alar, Dokuzuncu Lem'a, Haşiye.