"Hararetten çıkan sis ve buharlar ve bataklıklar arkasında görünen bir denizi, çamur içinde bir çeşmeye teşbihi ve Arapça hem çeşme, hem güneş, hem göz mânâsında olan ayn kelimesi, esrar-ı belâgatçe gayet mânidar..." çeşme, musluk manasında mı?


Buradaki "çeşme" bildiğimiz çeşme anlamında da kullanılıyor, çünkü bahsi geçen yerdeki şu değerlendirme buna açıkça işaret etmektedir:

“Kur’ân’ın nazarı ise her şeye yakın olduğu cihetle, Zülkarneyn’in galat-ı his nev’indeki nazarına göre bakamaz. Belki Kur’ân semâvâta bakarak geldiğinden, küre-i arzı kâh bir meydan, kâh bir saray, bazan bir beşik, bazan bir sayfa gibi gördüğünden, sisli, buharlı, koca Bahr-i Muhit-i Atlas-ı Garbîyi bir çeşme tabir etmesi, azamet-i ulviyetini gösteriyor.”(1)

Yani koca Atlas okyanusu ayetin nazarında küçük bir çeşme gibi gösteriliyor ki, bu tabirin altında azamet-i İlahi vardır. Yani vakaya nereden ve kimin baktığı çok önemlidir. İnsan açısından Atlas okyanusu büyük bir derya iken, Allah açısından o derya Onun büyük mülkünde küçük bir çeşmedir.

Malum “ayn” kelimesi Arapça'da hem çeşme hem güneş hem de göz manasında kullanılıyor.

(1) bk. Lem'alar, On Altıncı Lem'a.