"Kâfirin ruhunda hırs, adavet olduğu gibi nefsini iltizam ve nefsine itimadı vardır." cümlesini izah eder misiniz?


Kul olduğunu unutup kendini hür ve müstakil sanan kişi, hayatın sadece bu dünya hayatına mahsus olduğuna inandığından  dünya hayatına karşı büyük bir hırs gösterir. Ruhundaki ebediyet arzusunu bu hırsla kapatmak ister. Sonsuzluk duygusunun yerini dünyadan sonsuz derecede istifade etme vehmi alır. Hayatı bir mücadele olarak görür.

Allah’a tevekkül etmek yerine nefsine güvenir, ona itimat ve onu iltizam eder. Kendi güç ve kuvvetiyle her işin üstesinden geleceğini sanır. Halbuki insanın nefsi ve şahsi kuvveti ne yediği gıdalardan bir tek alyuvar yapabilir, ne aldığı nefesle kanını temizleyebilir, ne ağaçlardan meyveleri, ne tarlalardan hububatı çıkarabilir. Ne geceyi götürmeye gücü yeter, ne gündüzü getirmeye. Kışın gitmesini de baharın gelmesini de beklemekten başka yapacağı bir şey yoktur. Ne saçının dökülmesini durdurabilir, ne de belinin bükülmesini. Bütün bu gerçekleri örter, görmezlikten gelir. Zaten kâfirin kelime manası “örten” demektir. Nitekim, Arapça'da çiftçilere de tohumları toprağa gömüp üstünü örttükleri için kâfir denilir.

***

Bütün dikkat ve enerjisini dünyaya odaklamış ve bütün duygu ve düşüncelerini dünya nimetlerini ele geçirmeye adamış bir kafirin, dünya nimetlerini ele geçirme konusunda zaman zaman mümine galip gelmesi doğal bir durumdur.

Hırs duygusu sadece dünyalık elde etmek için verilmiş değildir. Hırsın büyük bir kısmı ukbayı kazanmak için insana verilmiş, ama kafir ahireti inkar ettiği için, bütün hırsını dünyaya boca ediyor. Dolayısı ile dünya menfaatlerini elde etme konusunda kafir daha hırslı daha acımasız daha yoğun oluyor.

Nefsini iltizam ve nefsine itimad; insanın bütünü ile nefsinin arzularının peşine düşmesi ve bu arzuları gerçekleştirmek için her yola başvurması anlamındadır. Nefis de karakter olarak dünyaya odaklanmıştır. Çünkü nefis peşin bir gram lezzeti vadeli bir ton lezzete değişmez. Nefis hazır lezzete perestiş eder. Doğal olarak nefis dünyacıdır, ahirete pek bakmaz.

Oysa mümin dünya nimetini nihai bir hedef, ulaşılması gereken son bir amaç olarak görmüyor. Dünyanın gelip geçici bir yer olduğunu ve ahireti kazanmakta sadece bir araç olduğunu düşünüyor. Dolayısı ile mümindeki hırsın büyük bir kısmı ahirete bakıyor ve onun için çabalıyor. Haliyle dünya nimeti üzerindeki boğuşmalarda biraz dışarı da kalıyor. Kafir de bunu fırsat bilip bazen galip gelebiliyor.