"İ’lem ey mağrur, mütekebbir, mütemerrid nefis! Sen öyle bir za'fiyet, acz, fakirlik, miskinlik gibi hallere mahalsin ki, ciğerine yapışan ve çok defa büyülttükten sonra ancak görülebilen bir mikroba mukavemet edemezsin; seni yere serer, öldürür." İzahı?


"İ’lem ey mağrur, mütekebbir, mütemerrid nefis! Sen öyle bir za'fiyet, acz, fakirlik, miskinlik gibi hallere mahalsin ki, ciğerine yapışan ve çok defa büyülttükten sonra ancak görülebilen bir mikroba mukavemet edemezsin; seni yere serer, öldürür..."(1)

Bu derste önce nefs-i emmarenin üç özelliği nazara veriliyor: Mağrur, mütekebbir ve mütemerrid.

Konuşma dilinde, genellikle mağrur kelimesi mütekebbir manasında kullanılır. Aralarında önemli bir fark olduğu bu sıralamada kendini gösteriyor. Mağrur, aldanmış demektir. Kul olduğunu ve yaptığı her işten suale çekileceğini unutmak bir aldanmadır.

Dünyayı ebedî görüp bütün himmetini ona hasretmek bir aldanmadır. Kendini güçlü, kuvvetli bilip başkalarına yukarıdan bakmak da bir aldanmadır. Aldanmanın böyle çok çeşitleri var.

Mütekebbir ise kibirlenen, büyüklenen demektir.

Mütemerrid inatçı manasına gelir ve genellikle önceki iki sıfattan doğar. Batıl inancına bağlılıkta ve hakkı kabul etmemekte direnmek, kötü alışkanlıklarını terk etmemekte direnmek inadın en tehlikeli cihetleridir.

İşte bu aldanmış, kibirli ve inatçı nefis, bir mikroba karşı dayanamıyor, yere seriliyor ve ölüyor. Bu ifadeler nefse haddini bildirmekte ve onu bu üç kötü sıfattan uzak kalmaya davet etmektedir.

“Yere serer” ifadesiyle hayalimizde bir güreş müsabakası canlanır. Kibirli bir pehlivan, bir koyuna mağlup olup yere serilse ne kadar kınanır. Bir tavuğa, bir güvercine, bir karıncaya yenilse herkesin alay konusu olur. Bu örnekte ise o kibirli insan çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük bir canlıya, bir mikroba yenik düşmektedir. Artık bu adam neyi ile övünebilir ve nasıl kibirlenebilir!?.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Hubab.