"Farz-ı muhal olarak, Allah etmesin, eğer bizi parça parça edip öldürseler, emin olunuz, biz yirmi olarak öleceğiz, üç yüz olarak dirileceğiz." cümlesini açıklar mısınız?


"Sual: Heyhât! Bize tesellî veren şu ulvî emeli ye’se inkılâp ettiren ve etrafımızda hayatımızı zehirlendirmek ve devletimizi parça parça etmek için ağızlarını açmış olan o müthiş yılanlara ne diyeceğiz?" 

"Cevap: Korkmayınız. "Medeniyet, fazilet, hürriyet âlem-i insaniyette galebe çalmaya başladığından, bizzarure terazinin öteki yüzü şey’en feşey’en hafifleşecektir. Farz-ı muhal olarak, Allah etmesin, eğer bizi parça parça edip öldürseler, emin olunuz, biz yirmi olarak öleceğiz, üç yüz olarak dirileceğiz. Başımızdan rezâil ve ihtilâfatın gubarını silkip, hakikî münevver ve müttehid olarak kervân-ı benî beşere pîşdârlık edeceğiz. Biz, en şedit, en kavî ve en bâkî hayatı intaç eden öyle bir ölümden korkmayız. Biz ölsek de İslâmiyet sağ kalır. O millet-i kudsiye sağ olsun; ve küllü atin garibun."(1)

Bu ifade Üstadımıza sorulan bir soruya binaen verilmiş cevabın bir parçasıdır. Yani "Küresel güçler, Batılılar ve topyekün gayri müslimler ve onların içteki uşakları ağızlarını açmış bizi mahvetmeye çalıştığı halde, bunlara karşı ne diyebilirsin?" denilmektedir. 

Üstadımız da medeniyet, fazilet ve hürriyetin bu asırda galebe etmesiyle terazinin bize bakan kefesi bizim lehimize ağırlaşmaya, onların kefesi ise hafiflemeye başlamış. bu nedenle bundan sonra meydana gelecek her türlü oluşum -zahiren aleyhimizde bile olsa- lehimize dönecek ve bize büyük kârlar getirecektir. Çünü onlar baharlarını ve yazlarını bitirip güze ve kışa doğru gidiyorlar. Arada bazen güneş çıksa da onların kışına mani olamayacaktır. Bizler de kıştan çıkıp bahara doğru yol almaya başlayacağız. Arada fırtına, kar veya tipi gibi şeyler olsa da baharın gelmesine mani olamayacaktır. Tekerlek döndükçe aşağıda olanlar üste, üstte olanlar da aşağıya doğru geçmesi gibi, şimdi üstte bulunan Batı'nın tekerleğin altına, altında olan bizlerin de üste geçeceğimizin müjdesini veriyor. "Merak etmeyin biz yirmi ölsek, üç yüz olarak dirileceğiz." müjdesini vererek, bundan sonra felek ve talih bizim lehimize tecelli edecektir. 

(1) bk. Münazarat.