"Risale-i Nur'un hizmetindeki meşakkat, mücahede, külfet bulunduğundan..." Risalelerin neşri hengâmında meşakkat olduğu aşikâr. Bu zamanda burayı nasıl anlayabiliriz?


"Lillâhilhamd, bu zamanda Sünnet-i Seniyye dairesinde kemâl-i imanı kazanan Risale-i Nur şakirtleri, evliyaların, mürşidlerin nazar-ı dikkatini celbedecek vaziyeti aldığından, her zamanda bulunan hakikî mürşidler, herhalde bu zamanda Risaletü'n-Nur şakirtlerine müşteri olurlar. Birisini elde etseler, yirmi mürid kadar kıymet verirler. Hem zevkli ve cazibedar velâyet tereşşuhatı karşısında Risaletü'n-Nur'un hizmetindeki meşakkat, mücahede, külfet bulunduğundan, Feyzi'ye hitaben beyan edilen bu hakikat kaleme alındı."(1)

Burada ifade edilen meşakkat, mücahede ve külfet  o dönemde ki baskı, zulüm, fakirlik ve imkânsızlıklardır. Risale-i Nur'un telif aşaması çok meşakkatli, mücadeleli ve külfetli olmuştur. Buna rağmen Nur şakirtleri bu hizmette tam sebat etmişlerdir.

Nur talebelerinin Risale-i Nur'dan almış oldukları tahkiki iman onlara kâfi gelmiş, tasavvufun çekici ve cazip makamları onları etkilememiştir. Üstadımızın şu ifadeleri bu ahvali çok güzel özetlemektedir:

"Sen Isparta vilâyetindeki kahramanlara benzemek istiyorsan, tam onlar gibi olmalısın. Hapishanede -Allah rahmet eylesin- mühim bir şeyh ve mürşid ve cazibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risale-i Nur'un elli altmış şakirtleri içinde celbkârâne sohbet ettiği halde, yalnız bir tek şakirdi muvakkaten kendine çekebildi. Mütebakisi, o cazibedar şeyhe karşı müstağni kaldılar. Risale-i Nur'un yüksek, kıymettar hizmet-i imaniyesi onlara kâfi olarak kanaat veriyordu."

"O şakirtlerin gayet keskin kalb ve basireti şöyle bir hakikati anlamış ki: Risale-i Nur'a hizmet ise, imanı kurtarıyor; tarikat ve şeyhlik ise, velâyet mertebeleri kazandırıyor. Bir adamın imanını kurtarmak ise, on mü'mini velâyet derecesine çıkarmaktan daha mühim ve daha sevaplıdır. Çünkü iman, saadet-i ebediyeyi kazandırdığı için bir mü'mine, küre-i arz kadar bir saltanat-ı bakiyeyi temin eder. Velâyet ise, mü'minin cennetini genişlettirir, parlattırır. Bir adamı sultan yapmak, on neferi paşa yapmaktan ne kadar yüksek ise, bir adamın imanını kurtarmak, on adamı velî yapmaktan daha sevaplı bir hizmettir."

"İşte bu dakik sırrı, senin Ispartalı kardeşlerin bir kısmının akılları görmese de umumunun keskin kalbleri görmüş ki, benim gibi biçare günahkâr bir adamın arkadaşlığını evliyalara, belki de eğer bulunsaydı müctehidlere dahi tercih ettiler."

"Bu hakikata binaen, bu şehre bir kutup, bir gavs-ı âzam gelse, 'Seni on günde velâyet derecesine çıkaracağım.' dese, sen Risale-i Nur'u bırakıp onun yanına gitsen, Isparta kahramanlarına arkadaş olamazsın."(2) 

Bu zamanda o meşakkatler boyut değiştirmiştir. Şimdilerde baskı ve zulüm yerine gaflet, lakaytlık, dünyanın cazibesi, nimetlerin çoğalması gibi belalar ile imtihan olunuyoruz. Bu da manevi bir meşakkattir.

Dipnotlar:

(1) bk. Kastamonu Lâhikası, (51. Mektup).
(2) bk. age.