Ben Allah rızası denince, "Allah'ın Kur'an'da emrettiği hususları yerine getirince Allah rızası kazanılır." anlıyorum. Risale-i Nur'dan okuyarak çevremdekilere anlatmak istiyorum. "Bunu ne için yapıyorsun?" diye sorduğumda "diğer insanlar da cennete gitsin diye" cevabını alıyorum. Yani Allah rızası için cevabı gelmiyor. Bu konuda veya farklı konularda şeytan çok vesveseye düşürüyor. Acaba Allah rızası var mı yok mu?!.


İbadetleri, cenneti kazanmak ya da cehennemden korunmak için yapmakta bir sakınca bulunmuyor. Ama en kamil olanı Allah rızası için yapmaktır.

Üstadımızın şu ifadeleri de bu inceliğe işaret etmektedir: 

"Güya o sükûtla der: 'Ey Müslümanlar, müjde size! Ey müttakî, sen Cehennemden felâh bulursun. Ey salih, sen Cennete felâh bulursun. Ey ârif, sen rıza-i İlâhîye nail olursun. Ey âşık, sen rüyete mazhar olursun.' Ve hâkezâ..."(1)

"İşte kurtuluşa erenler onlardır."(Bakara, 2/5)

Bu ayette felaha ermenin vesile ve yolları mutlak bırakılmış.

Bazı müminler müttakidir yani cehennemin korkusu ile günahlardan kaçarlar ve felaha bu yolla ererler.

Bazı müminler salihtirler, yani cennet için güzel amellerde ve ibadetlerde  bulunurlar ve  bu yolla felaha ererler.

Bazı müminler ariftir, yani marifetullah ehlidir ki bunlar Allah’ın rızasını her şeyin üstünde görüp sadece ona odaklanırlar. Bu zatlarda ne cennet sevdası ne de cehennem korkusu ibadetlerine saik değildir. Bu zatların felahı İlahi rıza ve hoşnutluktur. Bunlar için Allah’ın bir lema rızası cennetten üstündür. 

Bazı müminler de Allah’a aşıktır, yani muhabbetullah ehlidir ki, bunlar Allah’ın cemali ve rü’yetinden başka bir şeyi düşünmezler. Onların felahı ancak Allah’ın cemaline müşerref olmaktır.

Özetle cennete girme şevki ya da cehennemden kurtulma korkusu ile günahları terk etmek ya da farzları ifa etmek caizdir. Yani Allah’ın emirlerini uygulamak yasaklarından sakınmak fiilinin arkasında farklı mülahazalar olabilir.  Birisi cennet sevdası ile o fiili yaparken diğeri cehennem korkusu yüzünden o fiili işleyebilir...

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule.