"Rahat-ı kalbi için mazlumun istihkak-ı darbe arzu ediyor. Hem bahane buluyor belki der müstehaktır. Madem o sefil güneş ona vermiyor, neden gölge ediyor." İzah eder misiniz?


"Rahat-ı kalbi için mazlumun istihkak-ı  darbe arzu ediyor,
Hem bahane buluyor belki der müstehaktır,
Madem o sefil güneş ona vermiyor, neden gölge ediyor."(1)

Zalim zulüm ederken, vicdanını rahatlatmak için türlü bahaneler arar. Bazen öyle bahaneler bulur ki, bu bahanelere "sudan bahaneler" denilir. "Güneş bile onu gölgelemiyor ise, benim onu ezmem gayet yerindedir." diyerek, zulmünü kendi aleminde meşrulaştırır.

Halk arasında duymuşuzdur, zayıf çaresiz birisini görünce ona yardım etmek yerine, "Bu hâle düştü ise, demek buna müstahaktır." derler. Halbuki kader onu o hâle sokuyor ki sen onun imdadına yetiş, ona yardım et insanlığındaki cevherleri yeşert.

Zalim aksi bir yorumla zulmüne bahane buluyor. Bu insana felek gülmemişse, Allah seni yardımına koşman için davet ediyor. Sen de yardım etmiyorsan, hiç olmazsa gölge etme...

(1) bk. Asar-ı Bediyye, Lemeât, İttihat Yay. İstanbul 2002, s. 709.