Yağmurun perdesiz gönderilmesi ile güneşin doğmasının bir kaideye bağlı olmamasını izah eder misiniz? Neden güneş için dua etmiyoruz da yağmur için ediyoruz? Bir de yağmur sebebi ile gelen sel, zahmete dönebiliyor?..


"Madem vücutta en mühim hakikat rahmet ve hayattır. Yağmur, hayata menşe ve medar-ı rahmet, belki ayn-ı rahmettir. Elbette vesâit perde olmayacak, kaide ve yeknesaklık dahi meşiet-i hassa-i İlâhiyeyi setretmeyecek."

"Tâ ki, her vakit, herkes, her şeyde şükür ve ubudiyete ve sual ve duaya mecbur olsun. Eğer bir kaide dahilinde olsaydı, o kaideye güvenip, şükür ve rica kapısı kapanırdı."

"Güneşin tulûunda ne kadar menfaatler olduğu malûmdur. Halbuki muttarid bir kaideye tâbi olduğundan, güneşin çıkması için dua edilmiyor ve çıkmasına dair şükür yapılmıyor. Ve ilm-i beşerî, o kaidenin yoluyla yarın güneşin çıkacağını bildiği için, gaipten sayılmıyor."

"Fakat yağmurun cüz’iyâtı bir kaideye tâbi olmadığı için, her vakit insanlar rica ve dua ile dergâh-ı İlâhiyeye ilticaya mecbur oluyorlar. Ve ilm-i beşerî vakt-i nüzulünü tayin edemediği için, sırf hazine-i rahmetten bir nimet-i hassa telâkki edip hakikî şükrediyorlar. İşte bu âyet, bu nokta-i nazardan yağmurun vakt-i nüzulünü Mugayyebât-ı Hamseye idhal ediyor."(1)

Şayet her nimet, yağmurda olduğu gibi kaideye bağlı olmadan direkt meşiet-i İlahiyeye bağlı olup gayr-nizami bir şekilde gelse idi, bu insanlar açısından çok zor ve meşakkatli olurdu. Allah, rahmet ve kereminden büyük ve aralıksız nimetlerini bir kaideye bağlı kılarak insanları sıkıntıya sokmamıştır.

Mesela hava, güneş gibi nimetler yağmurda olduğu gibi gayr-ı nizami olsa idi, o zaman hava almak ısınmak ve aydınlanmak insan için çile olacaktı. Bu yüzden büyük ve aralıksız nimetleri Allah bir kaideye tabi kılarak insana konforlu bir hayat vermiştir. Bu da ayrı bir şükür konusudur, ama biz insanlar bu nimeti ünsiyet ve ülfet belasından dolayı düşünemiyorlar.

Yağmur, hava ve güneşe göre biraz daha esnek, biraz daha seyrek bir nimettir. Bu yüzden meşiet-i İlahiyeye bağlı kılınmasında bir mahzur bulunmuyor. Bir de rızık yağmura bağlandığı için insanların Allah’ı hissetmesinde yağmur daha önemli bir unsur hâline geliyor. Yani yağmurun önemi şükre kapı açarken, esnek ve seyrek bir ihtiyaç olması da insanı hava ve güneşte olduğu gibi biçare bırakmayacak bir dengededir. Öyle ise yağmuru, diğer büyük ve sıklıkla gerekli olan nimetlerle mukayese etmek dar bir bakış açısı olur.

Yağmurdan hasıl olan sel, yağmurun sayısız faydası yanında çok küçük bir şer olarak kalır. Hatta insan tedbirini alırsa, bu küçük şer de olmaz. Dolayısıyla selin, yağmurun rahmet unvanına zarar vermesi mümkün değildir. Dere ağzına ev yapanın itirazı ahmakça bir itirazdır...

(1) bk. Lem'alar, On Altıncı Lem'a.