"Kur'andan ve münacat-ı Nebeviye olan Cevşen-ül Kebir'den aldığım bu dersimi, bir ibadet-i tefekküriye olarak, Rabb-ı Rahîmimin dergâhına arzetmekte kusur etmişsem, kusurumun afvı için Kur'anı ve Cevşen-ül Kebir'i şefaatçı ederek rahmetinden afvımı niyaz ediyorum." Üstad kusur mu etmiş?


Üstadımız, Risale-i Nur mesleğinin de bir gereği olarak, Allah’a karşı daima kendini aciz, fakir ve kusurlu olarak görüyor. Zaten kulun Allah’a karşı pozisyonu da daima böyle olmak zorundadır.

Yani insan yapmış olduğu ibadetleri mükemmel ve kusursuz görmemeli, hem kendini hem de ibadetlerini daima eksik ve kusurlu görüp, Allah’ın af ve ihsanına yalvarmalıdır.

Özetle, burada ifade edilen "kusuru" ille de fahiş bir hata ya da günah olarak anlamak gerekmiyor...