Üstad "Tefsir iki kısımdır." diyor. Risale-i Nur ikinci kısma giriyor. Fakat İşaratü'l-İ'caz birinci tarz tefsire daha yakın duruyor gibi, İşaratü'l-İ'caz hangi tefsir türüne dahildir?


İşaratü’l-İ’caz klasik tefsirlere daha yakın bir tefsirdir, diyebiliriz. Hatta bu tarz tefsirlere sermeşk bir örnektir denilmektedir.

Bu hususa Üstadımız şu şekilde işaret etmektedir:

"Maahâzâ, kaleme aldığım şu İşârâtü'l-İ'câz adlı eserimi, hakikî bir tefsir niyetiyle yapmadım. Ancak ulema-i İslâm'dan ehl-i tahkikin takdirlerine mazhar olduğu takdirde, uzak bir istikbalde yapılacak yüksek bir tefsire bir örnek ve bir mehaz olmak üzere, o zamanların insanlarına bir yadigâr maksadıyla yaptım."(1)

Lakin İşârâtü'l-İ'câz’ın bir yönü de sünuhattır, diyebilirizBu hususa da Üstadımız şu şekilde işaret etmektedir:

"'Bir şey tamamıyla elde edilemediği takdirde, o şeyi tamamıyla terketmek caiz değildir.' kaidesine binaen, acz ve kusurumla beraber, Kur'ân'ın bazı hakikatleriyle, nazmındaki i'câzına dair bazı işaretleri tek başıma kaydetmeye başladım. Fakat, Birinci Harb-i Umumînin patlamasıyla Erzurum'un, Pasinler'in dağ ve derelerine düştük. O kıyametlerde, o dağ ve tepelerde fırsat buldukça, kalbime gelenleri, birbirine uymayan ibarelerle, o dehşetli ve muhtelif hallerde yazıyordum. O zamanlarda, o gibi yerlerde müracaat edilecek tefsirlerin, kitapların bulunması mümkün olmadığından, yazdıklarım, yalnız sünuhat-ı kalbiyemden ibaret kaldı. Şu sünuhatım eğer tefsirlere muvafık ise, nurun alâ nur; şayet muhalif cihetleri varsa, benim kusurlarıma atfedilebilir."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. İşaratü'l-İ'caz, İfadetü'l-Meram. 
(2) bk. Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı.