"Fıtrî meyelan, mukavemet-sûzdur. Bir avuç su, kalın bir demir gülle içine atılsa, kışta soğuğa mâruz bırakılsa, meyl-i inbisat demiri parçalar." Seyit Onbaşı'nın top mermisini kaldırması da fıtri meyelan mıdır?


Söylenemez kanaatindeyiz; çünkü Seyit Onbaşı'nın durumu ilahi bir ikram ya da keramet türünden bir şeydir. Oysa burada fıtri bir meyilden, yani bir âdetullahtan bahsediliyor. Suyun donarak demiri parçalaması, genleşme âdetullahıdır. Lakin buradaki genleşme tabiri, fennin o hadise üzerine koyduğu bir belirti işaretidir.

Suyun demiri parçalamasının asıl ve manevi nedeni, ilahi irade ve emirdir. Yani Allah suya emrediyor, su bu emrin neşvesi ile demiri parçalıyor.

Yani demir bir kap içindeki suyun donması ile demiri parçalaması, cansızlar alemindeki emre itaatin de şevk ve lezzetle yapıldığını gösteren bir örnektir. Yoksa latif, nazik suyun kesif, sert demirin kalıplarını hiçe sayarak kendisine verilen "sıfırın altındaki derecede genişlen" emrini başarıyla yerine getirmesi nasıl izah edilebilir?

Mukavemet-sûz (karşı konulamama hâli) ifadesi, ilahi irade ve emrin karşısında her şeyin bal mumu gibi olmasına işaret ediyor. Yani Allah emretti mi olmazlar olur, imkânsızlar mümkün hâle gelir. Yoksa yumuşak suyun sert demiri parçalaması ne mümkün.