"Ve bununla sahibini saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i Rabbanî derecesine çıkar." Aklın, "mürşid-i Rabbani" olmasını açar mısınız?


"Üçüncü kâr: Her âzâ ve hasselerin kıymeti birden bine çıkar. Meselâ akıl bir alettir. Eğer Cenâb-ı Hakka satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, öyle meş'um ve müz'iç ve muacciz bir alet olur ki, geçmiş zamanın âlâm-ı hazinanesini ve gelecek zamanın ehvâl-i muhavvifanesini senin bu biçare başına yükletecek; yümünsüz ve muzır bir alet derekesine iner. İşte bunun içindir ki, fâsık adam, aklın iz'aç ve tacizinden kurtulmak için, galiben ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar. Eğer Mâlik-i Hakikîsine satılsa ve Onun hesabına çalıştırsan, akıl öyle tılsımlı bir anahtar olur ki, şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar. Ve bununla sahibini saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i Rabbanî derecesine çıkar."(1) 

İnsanın doğruyu eğriden, hakkı batıldan, iyiyi kötüden temyiz etmesi ve ayırması hep vahiy rehberli akıl aracılığı iledir. Akıl olmadan insan bu ayrımları yapamaz. Mesela, aklı olmayan birisi ya da aklı vahyin rehberinde kullanamayan gafiller, içki ve kumarın çirkinliğini anlayamazlar.

Akıl vahyin terbiyesi ile işlenirse, insana her konuda şaşmaz ve şaşırmaz bir rehber bir kılavuz olur. Yok vahyi inkâr eder salt aklı ile hareket ederse, o zaman akıl başa bela ruha azap aletine döner. 

(1) bk. Sözler, Altıncı Söz.