Bediüzzaman "Muhakemesiz medeniyet, Kur'an kadına sülüs verdiği için âyeti tenkid eder." diyor ve ayetin hikmetlerini izah ediyor; bu konuyu açıklar mısınız?


"Muhakemesiz medeniyet, Kur'an kadına üçte bir verdiği için âyeti tenkit eder. Hâlbuki toplum hayatında çoğu hükümler ekseriyet itibariyle olduğundan; ekseriyet itibariyle bir kadın, kendini himaye edecek birisini bulur. Erkek ise, ona yük olacak ve nafakasını ona bırakacak birisiyle teşrik-i mesaî etmeye mecbur olur. İşte bu sûrette bir kadın, pederinden yarısını alsa, kocası noksaniyetini temin eder. Erkek, pederinden iki parça alsa, bir parçasını evlendiği kadının idaresine verecek; kız kardeşine eşit gelir. İşte Kur'anın adaleti böyle iktiza eder, böyle hükmetmiştir."(1) 

Bediüzzaman, Cumhuriyetin tek parti döneminde üç büyük mahkemede yargılanmıştır. Suçlandığı konulardan biri, Kur'anın mirasta kadına erkeğin yarısı pay vermesini açıklaması ve savunması olmuştur. Söz buraya gelince, mahkeme müdafaatından bir parçayı bu kısma dipnot olarak alıp şöyle der:

"Ben de adliyenin mahkemesine derim ki: Bin üçyüz elli senede ve her asırda üç yüz elli milyon insanların toplum hayatında en kudsî ve hakîkatli İlâhî bir düsturu, üç yüz elli bin tefsirin tasdiklerine ve ittifaklarına dayanarak ve bin üç yüz elli sene zarfında geçmiş ecdadımızın itikatlarına uyarak tefsir eden bir adamı mahkûm eden haksız bir kararı, elbette yeryüzünde adalet varsa, o kararı red ve bu hükmü nakzedecektir."(2)

"Erkeğin kadını himaye etmesi" mefhumunu, sadece iktisadî olarak değerlendirmek büyük bir hatadır. Nafaka meselesi bu işin bir boyutudur.

Ayrıca bazı uç noktaları misal gösterip İlahi hükmü geçersiz kılmak mümkün değildir. Çünkü kendi kendine yeten ve erkeğe ihtiyaç duymayan kadınlar çok az bir gruptur. Ekseri kadınlar hâlen erkeğine muhtaç bir vaziyettedir.

Üstelik kadın emek açısından da sömürülen bir meta hâline getirilmiştir.  Bugün toplumu teşkil eden sağlam aile hayatı çatırdamakta, boşanma nisbetleri gittikçe artmaktadır. Bu da modern felsefenin "güçlü kadın" tezini çürüten bir hakikattir.

Mimsiz medeniyet, kadını tüketen, sömüren ve cinsî bir meta hâline getiren bir canavardır.

Kadın fıtrat olarak zayıf, narin ve hissî olduğu için, kendini her konuda himaye edecek ve nafakasını temin edecek bir erkeğe muhtaçtır.

Erkek kadınlara nisbeten fıtrat olarak daha sağlam ve kuvvetlidir, himaye ve nafaka noktasından kendi kendine kâfi gelebilmektedir.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule.

(2) bk. Şualar, On Dördüncü Şua.