"Felsefeye temas eden bazı cümleler, 'Mürur-u zamanla kabuk bağlamış, sonra toprağa inkılab etmiş, sonra nebatat husule gelmiş, sonra hayvanat vücuda gelmiş.' gibi tabirler, icad ve hilkat-i İlahî noktasında felsefîdir … " Devamıyla izahı nasıldır?


"Hem meselâ, felsefeye temas eden bazı cümleler, 'Mürur-u zamanla kabuk bağlamış, sonra toprağa inkılâp etmiş, sonra nebatat husule gelmiş, sonra hayvanat vücuda gelmiş.' gibi tâbirler, îcad ve hilkat-i İlâhî noktasında felsefîdir ki, Risale-i Nur'un san'at ve icad-ı İlâhî cihetindeki beyanatına münasip düşmüyor."(1) 

"Bağlamış, dönüşmüş, oluşmuş, gelişmiş" gibi, tabirler yaratma ve icat etme anlamlarını tam ifade etmiyor. Bilakis bu gibi ifadeler biraz tabi bir şekilde veyahut kendiliğinden oluşmuş izlenimi veriyor ki, bu ifadeler Risale-i Nur'un ulvi beyanına pek yakışmıyor.

Gerçi müellif ya da mütercimin niyetinde tesadüf ya da tabiat fikri bulunmuyor, ama ifade ve üslup okuyucularda bu hissi uyandırabilir. Bu yüzden ifadeler yaratmaya uygun ve uyumlu olmalıdır.

"Mürur-u zamanla kabuk bağlamış, sonra toprağa inkılâp etmiş, sonra nebatat husule gelmiş, sonra hayvanat vücuda gelmiş." ifadeleri yerine “Allah önce kızgın ateşi kabuk bağlatmış, sonra toprağa çevirmiş, sonra bitkileri yaratmış, ardından hayvanatı halk etmiş...” demek yaratma kavramına daha uygun olur.  

(1) bk. Emirdağ Lâhikası-I, 124. Mektup.