"Zaten Sahabeden sonra Tâbiînin eline geçtiği vakit, tevatür suretini alır." Sahabeden sonra tâbiîne geçince nasıl tevatür olur, kuvvetli olur?


Hadisin rivayet silsilesi sahabe, tabiin ve tebe-i tabiin şeklinde devam edip gidiyor. Dolayısı ile sıhhat ve kuvvet açısından sahabe ne kadar mühim ise, sahabenin rivayetini nakleden tabiin de o kadar ehemmiyetlidir. Yani hadis-i şerifleri sahabeler doğru bir şekilde aktarır, tabiin yanlış aktarırsa, sahabenin doğru nakletmesinin bir mânası kalmaz. Rivayet zincirinin bütün halkalarının sağlam ve güvenilir olması gerekiyor.

Cerh ve tadil (raviyi inceleyen bir ilim dalıdır) ilminde ravinin mevsuk (güvenilir) olup olmaması konusunda birçok kaideler ve ölçüler bulunuyor. Şayet ravi bu kaidelere uygun ise, onun rivayeti güvenilir ve sağlam olarak kabul ediliyor. Sahabenin tamamı mevsuk olarak kabul edilse de onların rivayetlerini bize ulaştıran diğer silsilelerin derin bir incelemeden ve tetkikten geçmesi gerekiyor. Bu tetkikten geçen bir ravi, tıpkı sahabe gibi mevsuk olarak kabul ediliyor.

Mesela, cerh ve tadil ilmi açısından Hasan-ı Basri (r.h) Hazret-i Ali (r.a) gibi mevsuk ve sağlamdır.

“Meşhur kulaktan kulağa oyununda bile, sözler aktarılınca yanlış şeyler söyleniyor” ifadesini hadis silsilesi ile irtibatlandırmak ya da kıyaslamak, en hafif ifadesi ile çok çirkindir.

Hadis ve hadis usulü, çok ciddi ve güvenilir bir ilim dalıdır. Hadis âlimleri, hadisleri çok ince bir elekten geçirerek günümüze gelmesine vesile olmuşlardır. Buharî ve Müslim gibi muhaddisler, Avrupalı filozoflardan bile takdir almışlardır.

Bu gibi ilim dalını "kulaktan kulağa oyun" ile kıyaslamak, hakikaten çok büyük bir cahillik olur. Bu konularda malumat sahibi olmak isteyenler, Prof. Dr. İbrahim CANAN'ın "Kütüb-ü Sitte Şerhi" adlı hadis külliyatının birinci cildini okumalarını tavsiye ederiz.