"İ’lem Eyyühel-Aziz! Âlemde tesadüf yoktur. Evet, bilhassa bahar mevsiminde, küre-i arz bahçesinde, bütün ağaçların dallarında, çiçeklerin yapraklarında,.." izah eder misiniz?


İ’lem Eyyühel-Aziz! Âlemde tesadüf yoktur. Evet, bilhassa bahar mevsiminde, küre-i arz bahçesinde, bütün ağaçların dallarında, çiçeklerin yapraklarında, mezrûatın sünbüllerinde hikmet bülbülleri, hikmet âyetlerini tanaggüm ve terennüm ile inşad ettikleri îmân kulağıyla, basiret gözüyle dinlenilirse, tesadüf şeytanları bile kabul ile hayran olurlar.

Bu eserin bir dersinde şöyle buyrulur:

“Ve keza, hususî ve tek bir nimetin tesadüfü mümkün olsa bile, umumî bir nimet, behemehal bir Mün’imin eser-i kast ve iradesidir.”

Meselâ, bütün insanların gözleri bir tane yahut üç tane olsaydı da sadece bizim gözlerimiz iki tane olsaydı bu hadise belki tesadüfe verilebilirdi. Bütün insanların gözlerinin sayılarının, yerlerinin, şekillerinin bir olması tesadüfle değil kanunla ifade edilebilir. Bu İlâhî bir kanundur. Kaderde  böyle takdir edilmiş ve kudret de bunları böylece yaratmıştır.

“Bugün  caddede yürürken on seneden beri görmediğim bir arkadaşıma tesadüf ettim.” diyebiliriz. Ama, “Bu gün işyerine gittim, mesai arkadaşlarıma tesadüf ettim.” diyemeyiz.

Bir ağacın çiçekleri her baharda aynı şekil ve renkte açar. Yaprakları da her baharda yine aynı biçimde ortaya çıkarlar. Tesadüfen bir elma ağacında armut yaprağı görmemiz mümkün değildir. Âlemde tesadüf olmadığına her baharda “bütün ağaçların dallarında, çiçeklerin yapraklarında, mezrûatın sünbüllerinde”  sayısız deliller sergilenmektedir.