"Artık sizinle çok söyleşmem. Zira bu Âlemin Reisi geliyor. Ve bende onun nesnesi asla yoktur." Buradaki "nesne"den kasıt nedir?


"Hem Türkçe Yuhanna İncilinin On Dördüncü Bab ve otuzuncu âyeti şudur: 'Artık sizinle çok söyleşmem. Zira bu Âlemin Reisi geliyor. Ve bende onun nesnesi asla yoktur.' İşte, 'Âlemin Reisi' tabiri, 'Fahr-i Âlem' demektir. 'Fahr-i Âlem' ünvanı ise, Muhammed-i Arabî aleyhissalâtü vesselâmın en meşhur ünvanıdır."(1) 

“Ve bende onun nesnesi asla yoktur." Bu cümlenin en kısa mânası, "onda olacak birçok fazilet ve üstünlük bende yoktur", demektir. Yani nesne burada onda olan birçok üst vasıf mânasına geliyor.

“İşte şimdiye kadar zikrettiğimiz resûllerden kimini kimine üstün kıldık. Allah onlardan bazısına hitap buyurdu, bazısını birçok derecelerle yükseltti...”(Bakara, 2/253)

“... Peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık...” (İsra, 17/55)

ayetleri de bu inceliğe işaret etmektedir. Meselâ;

 “Seni alemlere ancak rahmet olarak gönderdik.”(Enbiya, 21/107)

ayeti, bütün mevcudatın rahmet sebebinin Peygamber Efendimiz (asm) olduğunu göstermektedir. Bu hususiyet diğer nebilerde bu şekli ile bulunmuyor denilebilir.

Peygamber Efendimizin Üstün Vasıfları

Hem hadis ve hem de Kur’ân-ı Kerîm’de hasais dediğimiz sadece ona has hususiyetler mevcuttur. Bu hususiyetleri şöyle sıralayabiliriz:

O, bir insan olmanın yanında aynı zamanda son peygamberdir (Ahzâb, 33/40); risâleti evrenseldir, (A’râf, 7/158; Enbiyâ, 21/107...); risâleti cinleri de içine almaktadır, (Ahkâf, 46/29; Cin, 72/1-13); hanımları mü’minlerin anneleridir, (Ahzâb, 33/6); geçmiş-gelecek günahları affedilmiştir, (Fetih, 48/1-2); kendisine inanılması noktasında peygamberlerden söz alınmıştır, (Âl-i İmrân, 3/81); kendisine Kevser’in verildiği müjdelenmiştir, (Kevser, 108/1); ganimetler helal kılınmıştır, (Enfâl, 8/1); âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir, (Enbiyâ, 21/107); onun hâsiyetleri Ehl-i kitab tarafından bilinmektedir, (Bakara, 2/89,146); getirdiği dinin korunması teminatı verilmiştir, (Tevbe, 9/33); İsrâ ve Mi’rac Ona hastır, (İsrâ, 17/1; Necm, 53/1-18); çeşitli zamanlarda melekler bizzat yardım etmiştir, (Âl-i İmrân, 3/13, 122, 123); kendisine itaat aynı zamanda Allah’a itaat anlamına gelmektedir, (Nisâ, 4/80); âhirette şehadet ve şefaat-ı uzmâ hakkı verilmiştir, (Bakara, 2/143); Makâm-ı Mahmûd’la taçlanmıştır, (İsrâ, 17/79); ümmeti, ümmetlerin en hayırlısı kılınmıştır, (Âl-i İmrân, 3/110); hayatına ve beldesine yemin edilmiştir, (Hicr, 15/72; Beled, 90/1-2); kendisine ve ümmetine, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi lutfedilmiştir. (Kadr, 97/1-5) vesaire.

Bunların hepsi Peygamberimiz (asm)'e has durumlardır ve fazilet bakımından diğer peygamberlerden üstünlüğünün delilleridir.

(1) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, On Altıncı İşaret.